..... adına Av.... ile 1)...; 2)....... adına Av. ...,3)...,4)... aralarındaki dava hakkında .....verilen 06.11.2012 günlü ve 2008/73-2012/492 sayılı hükmün, temyizen incelenmesi davalılar ... avukatı tarafından istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1)Dosyada, davalılar ... ve ... hakkında davaya konu işkazası nedeniyle açılan .....ceza davasına ilişkin mahkeme dosyasının bulunmadığı anlaşılmakla, bu dosyanın celbi ile dava dosyasına eklenmesi gereklidir.
2)Temyiz tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi ile ilgili 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmü gereğince, temyiz isteği, dilekçenin temyiz defterine kaydettirildiği tarihte yapılmış sayılır ve temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Temyiz harç ve giderlerinin ödenmemiş veya eksik ödenmiş olduğunun sonradan anlaşılması durumunda, karar veren hakim tarafından yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde ödenmesi veya eksikliğin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yöntemince ve yazılı olarak bildirilir. Ancak, temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp temyiz edenden istendiği halde süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir.
Aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan .. vekili tarafından temyiz yoluna başvurulurken, her iki davalı adına temyiz talebinde bulunulduğu; ancak her bir davalı adına ayrı başvuru ve nispi temyiz harcı yerine tek harcın yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Böyle olunca, Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3’üncü maddesi gereğince, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun anılan (434) maddesinde öngörülen prosedür harç tamamlanmak üzere işletildikten sonra, bu süreçte şayet temyiz dilekçesinin reddi yönüne gidilirse davalı vekiline tebliğ edilerek temyiz süresi geçtikten, temyizin süresinde yapıldığı sonucuna varıldığı takdirde doğrudan iade edilmelidir.
./..
-2-
3)6099 sayılı Kanunla değişik Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine eklenen “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenleme gereği , artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılamayacak olup; davalılardan ...’ye gıyabi hükmün adres kayıt sisteminde yazılı olup olmadığı belli olmayan adrese tebligat Kanununun 21. Maddesindeki usul yerine, öncesinde de usulünce bir tebligat olmaksızın doğrudan tebligat kanununun 35. Maddesince tebliğ edildiği, gerçek kişiler yönünden artık Mernis adreslerinin tespit edilebilmesi halinde Kanunun 35. Maddesine göre tebliğinin mümkün olmadığı,21. Madde hükümlerine göre tebliğ yapılması gerektiği, bu hususun ise Mahkemece gözetilmediği anlaşılmakla; Mahkemece; gecikmeye ve yeni bir geri çevirmeye mahal verilmeksizin, verilen gıyabi hükmün davalının adres kayıt sisteminde yazılı adresine yukarıda belirtilen usullere göre tebliğ edilerek; temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3.maddesi gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere, dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine, 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
........
Full & Egal Universal Law Academy