Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava,hizmet tespitine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalı, 506 sayılı Kanunun 79. maddesine 25.08.1999 tarih, 4447 sayılı yasayla eklenen “Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır.” düzenlemesi uyarınca, anılan tarih sonrasına ilişkin eksik bildirimlerin dayanağı belgelerin Kuruma ibraz edilip edilmediği de incelenip, aksine durumda Kurumun eksik bildirim nedeniyle resen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği yönü araştırılmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını, ya da, kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup, tanık sözlerine değer verilemez.
Eldeki davada; davalı ...,.....nezdinde üzüm seçme ve istifleme işçisi olarak 24.07.2001 tarihinden, Ocak 2008 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını iddia eden davacının, çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Dosyadan, davacının çalıştığı işyerinde talebe konu dönem boyunca çalışan yeterli sayıda bordrolu tanık dinlenmediği, davalıya ait işyerinde mevsimlik mi, yoksa, sürekli mi, çalışma yapıldığının, net olarak belirlenmediği, gelen imzalı ücret bordrolarındaki çalışma sürelerinin de dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının çalışmasının niteliğinin belirlenmesi için,... vergi dairelerinden bildirilen muhtasar beyannameler sorularak, davalı şirketin sürekli mi, yoksa, mevsimlik mi, çalıştığı araştırılmalı, yeterli sayıda ve objektif nitelikte bordo tanıkları re'sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı ve işyerindeki çalışmanın mevsimlik olup olmadığı, davacının da hangi tarihlerde çalıştığı net olarak belirlenmelidir. Ayrıca, davacının çalışmasını bilebilecek durumda ve çalışmaları kayıtlara geçmiş bordrolu tanıklar tespit edilmelidir. Bu yönde yapılan araştırma yeterli olmaz ise, komşu işyerlerinde çalışan ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan işçi veya işverenler kolluk aracılığıyla belirlenmeli, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği hatırda tutularak, davacının hizmet döküm cetvelindeki bildirimler de dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.
2-)Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca; karar; tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile ad ve soyadları ile adreslerini kapsamalıdır. Mahkemece, gerekçeli kararın başlık kısmında davalı şirketin tam ünvanının yerine, kısa ünvanının yazılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-)Kabule göre de; Mahkemece, verilen hükmün, kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı Kurum lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca red sebebinin ortak olduğu da gözetilerek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, vekâlet ücretine hükmedilmemesi, ayrıca, 6100 Sayılı HMK.'nun 312 ve 323. maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalılara yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalılardan ...'ye iadesine, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.