Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 01.01.1995-23.09.2005 arası dönemde hizmet akdine dayalı olarak geçen ancak Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen sigortalı hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, yazılı biçimde ve davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup dosya içeriğine göre; davanın, işveren sıfatıyla ... ile ...’na yöneltildiği, davacı avukatı tarafından 19.03.2007 tarihli celse beyanıyla davanın sadece ...’a yöneltilip Osman hakkındaki davanın atiye bırakıldığının öne sürüldüğü, mahkemece, bu yönde her hangi bir değerlendirme yapılmaksızın hükmün sadece ... hakkında tesis edildiği, kabule konu ...228 ve ...535 sicil sayılı işyerinin “... Ortaklığı” unvanıyla kapsama alınıp davalı dönemde faal olduğu, hizmet cetveline göre ...228 sicil sayılı işyerinden 01.03.1995-03.02.1996 arası dönemde tam ve 333 gün bildirim yapıldığı, yine ...535 sicil sayılı işyerinden 05.11.1996-01.05.2005 arası dönemde tam ve 3057 gün bildirimde bulunulduğu, mahkemece, yukarıda belirtilen dönemlerde bildirimin tam olarak yapıldığı belirtilerek 01.05.2005-23.09.2005 arası dönemdeki 141 günlük sürenin noksan bildirildiğine hükmedildiği, askerlik engelinin bulunmayıp ayrıca kabule konu dönemle çakışan başka yer çalışmasının da bulunmadığı, beyanlarına başvurulan ve kabule konu dönemde bordro tanığı olan üç tanığın sürekli çalışmayı teyit ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve
özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Davacı, bildirim dışı sürelerin tespitini istediğine göre, öncelikle, davalı Hasanla birlikte davalı ...’ın da işverenlik sıfatının bulunup bulunmadığı vergi kayıtları ve bu yöne ilişkin davalı kurum kayıtları celp edilerek açıklığa kavuşturulmalı, ... ve ... arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunun tespit edilmesi halinde, anılan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu gözetilip, bu takdirde davacı avukatının atiye terk beyanının geçerli olmayacağı kabul edilip, yargılamanın her iki davalıya karşı yürütülmesi gerektiği kabul edilmeli ve toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde; davalı kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 19.11.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy