Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 04.10.2000-16.12.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi olduğunun, 16.12.2002 tarihinden bu yana 1479 sayılı Yasa Kapsamında zorunlu ... sigortalısı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, 1-davacının 04/10/2000-30/04/2008 tarihleri arasında ... sigortalısı olmadığının tespiti talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 2-01/05/2008 tarihinden dava tarihine kadar ise davacının tasfiye halinde ... ... İnş. Malz. Tic. ve Paz. A.Ş, ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olması ve ... Tic. Paz.'nın sahibi olması nedeniyle ve Yasa gereği 5 yıllık prim ödememe durumu da söz konusu olmadığından bu süreye ilişkin ... sigortalısı olmadığı talebinin şirket ortaklığı ve tacir sıfatının devam etmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2–01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı ... ve ... Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleridir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu ... sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş
kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, ... ve ... Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da ... ve ... Siciline veya Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede ise; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan ... ve ... Sicili ile birlikte Kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe giren “Kendi adına ve hesabına çalışanların sigortalılıklarının durdurulmasına ilişkin hükümler” başlığını taşıyan geçici 17. maddesinde, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 sayılı Kanuna göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini izleyen ay başından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri durumunda, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığın durdurulacağı, prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği belirtildikten sonra, ancak, sigortalı ya da hak sahiplerinin daha sonra başvuruları tarihindeki 80. maddenin 2. fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde ödedikleri takdirde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ... sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Davaya konu somut olayda; davacı 30.04.2000 tarihine kadar fasılalı olarak 2816 gün 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştıktan sonra,... ... İnşaat Malzemeleri Tic. ve Paz. AŞ.’nin kurucusu olarak 27.05.1987 tarihinden, ... İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’nde kurucu ortak olarak 01.12.1988 tarihinden itibaren ve Ser-had Pazarlama-... isimli şahıs firmasında 16.09.1986 tarihinden itibaren ticari faaliyetinin devam etmesi nedeniyle, davalı Kurumca 04.10.2000 tarihinden, oda kaydı ve sayılan şirketlerden (... İnşaat Malzemeleri Tic. ve Paz.A.Ş. ve ... İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.) ortaklıktan çıkış tarihleri olan 16.12.2002 tarihine kadar sigortalı sayılmıştır. Ancak Ticaret Sicil kayıtlarında davacının Ser-had Pazarlama ünvanlı firmadan,... ... İnşaat Malzemeleri Tic. Ve Paz. AŞ.’den ve ... İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’nde kurucu ortak olarak ticari faaliyetine ve ortaklığının devam ettiğine dair gelen kayıtlar nedeniyle 16.12.2002 tarihi ile davacının 25.04.2001 tarihli son yapılandırma talebi de dikkate alınmak suretiyle prim borçlarını ödediği ve 04.10.2000–16.12.2002 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin kurumca kabul edildiği, yargılama aşamasında, davacı hakkında Kurumca 04.10.2000 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil edildiği, 5 yılı aşan prim borcu bulunması nedeni ile 5510 sayılı Yasanın geçici 17. maddesinin “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. …” hükmü gereğince, aynı tarih itibariyle sigortalılığının durdurulduğu, 01.05.2008 tarihinden itibaren yeniden başlatıldığı ve ihya için başvurulmasının bildirdiği anlaşılmakla; mahkemece verilen hükmün 1.ve 2.bendleri yerinde ve isabetlidir. Ancak aynı dönemde 1479 sayılı Yasanın ek 19’uncu madde de yürürlükte olduğundan ve sigortalı lehine uygulama yapılması gerektiğinden, davacının 16.12.2002 tarihinden sonra dava tarihine kadar olan dönem bakımından mahkemece davacının şirketlerdeki ortaklıkları ve şahsi firmadaki faaliyetinin devam etmesi nedeniyle talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği tarihte yukarıda açıklanan 3165 sayılı Kanun ile getirilmiş şekli yürürlükte olup, sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da, anılan düzenleme doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse anılan düzenlemenin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığı zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine, meslek kuruluşuna ve ... Sanatkâr Sicil Memurluğuna kayıtlı olmak; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanması olanaklıdır. Diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/... Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymak, Kanunun amacına aykırı olacağı açıktır.
Hâl böyle olunca, mahkemece, öncelikle davacının... ... İnşaat Malzemeleri Tic. ve Paz. AŞ.’den ve ... İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’nde kurucu ortak olarak ticari faaliyetine devam edip etmediği, yine gelen kayıtlardan adı geçen şirketlerin ... Ticaret odasından kayıtlarının resen silindiği, ... İnşaat Taah. San. Tic. Ltd.Şti’nin de 31.12.1998 tarihi itibari ile münfesih duruma düştüğünün belirtildiği anlaşılmakta olup, bahse konu şirketlerin ve Ser-had Pazarlama-... isimli şahıs firmasının halen faal olup olmadığı hususları ticaret sicil kayıtları ve vergi kayıtları celp edilerek, 01.10.2008 tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde, davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının mümkün olup olmadığı irdelenerek, 1479 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenen, “... güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, varılacak sonuç uyarınca, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının ihtilaf konusu dönemde 1479 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılık şartlarını taşıyıp taşımadığı kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy