Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz ödenen ölüm aylıklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, eşinden dolayı 01.01.1985 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanan davalının, yeniden evlendiğinin anlaşılması üzerine yersiz yapılan ödemelerin tahsilini talep etmiş olup; Mahkemece, bozma ilamına uyularak , Medeni Kanunun 3. maddesine istinaden iyi niyetin asıl olduğu, davalının kendisine bağlanan aylığı evlendiği halde iyi niyetle almaya devam ettiği, geri ödeyecek durumunun olmadığını beyan ettiği, davacı tarafça kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, Borçlar Kanununun 63. maddesi kapsamında davalıdan iade istenemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalıya, 30.10.1985 tarihli başvurusuna dayalı olarak eşi nedeniyle ölüm aylığı bağlanmış, 13.02.1987 tarihinde yeniden evlendiğinin anlaşılması üzerine ölüm aylığı kesilmiş ve yersiz ödemenin tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır.
506 sayılı Yasanın 68/V. Maddesi yönünden “...sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir…” hükmü öngörmüş olup; davalının, tekrar evlendiği için ölüm aylığının kesilmesi gerektiği belirgindir.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Borçlar Kanunu’nun, somut uyuşmazlıkta iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar nispetinde ret ve iadeyle yükümlü olmayacaktır.
Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır.
Davalının, vefat eden eşinden dolayı aylık almaya devam ederken tekrar evlenmesine rağmen kuruma bildirmemesi karşısında, aksinin kabulünü gerektirir eşdeğer kanıt sunulmadığı takdirde, davalının iyi niyetle zenginleşen kişi olarak kabulü mümkün değildir.
Mahkemece, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılacak değerlendirme uyarınca sonuca varılması gereği gözetilmeksizin bozma ilamında belirtilen hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.