Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26.’ncı maddesi gereğince davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ... San. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine; diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu iş kazası sonrasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımlarından, geçici iş göremezlik ödenekleri ile tedavi giderlerinin 2006 yılında ödenip harcandığı, bağlanan gelirin davacı Kurumun yetkili organınca 28.02.2007 tarihinde onaylandığı, temyiz incelemesi sonucu 2009 yılında kesinleşen mahkeme kararıyla ... davaya konu işkazasında kusurlu görüldüğü, davalı üçüncü kişi konumunda yer alan ... karşı 11.03.2011 günü açılan inceleme konusu işbu davada anılan davalı avukatı tarafından ilk oturumdan önce, yasal süre içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinin ikinci fıkrasında, üçüncü bir kişinin kastı veya kusuru yüzünden iş kazası veya meslek hastalığı olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla birlikte zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edileceği belirtilmiş, 818 sayılı Borçlar Kanununun 60’ıncı maddesinde ise, zarar ve ziyan veya manevi zarar olarak nakdi bir tutar ödenmesine ilişkin davanın, zarar gören tarafın zararı ve zararı gerçekleştireni öğrendiği tarihten başlayarak (1) yıl ve herhalde zararı doğuran eylemden itibaren (10) yıl geçmekle
zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Kurumun üçüncü kişiler hakkında açtığı bu tür rücu davaları, 506 sayılı Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından, anılan 60’ıncı maddede öngörülen zamanaşımı sürelerine tabi olup, zamanaşımının başlangıcı, zararın ve zarar verenin Kurumun yetkili organınca öğrenildiği tarihtir. Zararı öğrenme olgusu, gelirler yönünden Kurumun yetkili organının onay günü, giderler için sarf ve ödeme tarihleri itibarıyla gerçekleşmekte, zararı gerçekleştirenin öğrenilmesi olgusunun ise her somut olayın özelliğine göre saptanması gerekmektedir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; zararın ve zararı gerçekleştirenin öğrenildiği tarihlerden başlayarak (1) yıl geçtikten sonra davalı ... hakkında dava açıldığı belirgin olup, yasal süre içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu gözetildiğinde söz konusu davalı hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ... avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda anılan davalıya geri verilmesine, 04.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy