Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İşverene ait bakım onarım atölyesinde 27.12.2004 tarihinde, öğle tatilinde rahatsızlanan sigortalının kalp krizi geçirmesi sonucu vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana geldiği; eldeki davada, inşaat, makine ve elektrik mühendisi iş güvenliği uzmanlarınca hazırlanan 03.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda işverenin %30 kusurlu bulunduğu, kazanın oluşumunda %70 oranında kaçınılmazlığın etken olduğunun bildirildiği, hak sahibi tarafından açılan davada ise, iki makine, bir kimya mühendisi iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 23.02.2009 tarihli bilirkişi raporunda, iş kazasında işverenin kusurunun bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kaçınılmazlığın etken olduğunun bildirildiği, mahkemece, anılan rapora dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 Sayılı Kanunun 26’ncı maddesindeki “İş kazası ..., işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22’nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı ..., 3’üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3’üncü kişilere ... rücu edilir.” düzenlemesi gereği, davanın rücu alacağından sorumluluğu ancak, maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür.
Anılan Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda alınacak raporda tartışılmalıdır. İşveren yada işverenlerin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri alması, uygun çalışma ortamı hazırlaması, araçları noksansız bulundurması, işçileri etkin bir biçimde denetlemesi, gözetlemesi, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir.
Mahkemece, hak sahibi dosyasında iki makine, bir kimya mühendisi iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetince hazırlanan kusur raporu esas alınarak karar verilmiş ise de; inşaat, makine ve elektrik mühendisi iş güvenliği uzmanlarınca hazırlanan 03.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda işverenin kusur oranı farklı belirlenmesi karşısında, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, sigortalının çalıştığı işin ağır ve tehlikeli işlerden olup olmadığı, düzenli sağlık kontrolünün gerekip gerekmediğini de irdeler şekilde, mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek, iş kazasında kusurlu bulunan kişilerin kusurunun sebebini ve sıfatlarını ayrıntılı olarak açıklayacak biçimde rapor alınıp irdelenmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy