Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, itirazın iptali ve alacağın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, tarafların vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesidir.Anılan Kanunun “yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96'ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür. Söz konusu Kanunun geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural da bulunmadığından, sonuç olarak 96’ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanununun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63’üncü maddesinin de gözetilmesi gerekmektedir. Anılan maddeye göre; haksız olarak (nedensiz) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değil ise de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise ret ve geri vermekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla; iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanımı ve yorumlanması olanaksızdır. Eldeki davada; davacı Kurum tarafından, 3201 sayılı Yasa uyarınca, yurt dışında geçen çalışma sürelerini borçlanarak 01.01.1994 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında davalıya bağlanan yaşlılık aylığının, kesin dönüş yapılmadığı gerekçesiyle iptal edilerek, 01.01.1994-24.12.2007 tarihleri arası dönem yönünden yersiz ödenen aylıklar ve işlemiş yasal faizi yönünden, davalı aleyhine başlatılan ilamsız takibe, davalı yan tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine, itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenmiş, yargılama aşamasında dosyaya ibraz edilen ... 11. İş Mahkemesi’nin 08.07.2012 günlü ve 2010/93 E.- 2010/210 K sayılı kararında; davalı tarafından, davacı Kurum aleyhine, 3201 sayılı Yasa hükümlerine göre 01.01.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine yönelik 28.12.2007 tarihinde açılan davada, ...11. İş Mahkemesince, davalının 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere, yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine yönelik hüküm kurulduğu, bahse konu hükmün, 27.01.2011 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmış; Mahkemece, davalıya yersiz ödenen 01.01.1994 – 01.01.2006 tarihleri arasındaki aylıklar ve yasal faiz re’sen hesaplanarak, davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine dair hüküm kurulmuştur.
Tüm bu açıklamalar karşısında; Mahkemece, davalıya yersiz ödenen aylıklara ilişkin olarak Kurum lehine doğan alacak miktarı 5510 sayılı Yasanın 96. madde a ve b bendlerine göre belirlendikten sonra, davalıya tekrar aylık bağlanmasına müteakip, birikmiş aylıktan, davalıya yersiz ödenen aylıkların Kurum tarafından mahsup edilip edilmediği, mahsup miktar ve tarihi araştırılmadan ve sonucuna göre değerlendirme yapılmadan, yine, yersiz ödenen aylıklara ilişkin alacağın ve işlemiş faizin, herhangi bir yargılamaya gerek olmaksızın, bilinebilecek nitelikte ve likit olması karşısında; Kurum lehine İcra İflas Kanununun 67. maddesi gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
O hâlde, tarafların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy