Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, işkazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelirin, 506 sayılı Kanunun 10. ve 26. maddelerince tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılar ... avukatları ve .........Bşk. tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan, 506 sayılı Yasanın 9. maddesinde, ''İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile, Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır...'' düzenlemesini öngörmektedir. Anılan yasanın 10. maddesine göre, 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir.Yani, davalılardan işverenin 506 sayılı Kanunun 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 9 ve 10.maddesi hükmüne göre, rücu alacağından sorumluluğu için;işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da, işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.Somut olay hakkında bu yönde bir araştırma ve irdeleme yapılmaksızın 10. maddenin uygulandığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından biri, 506 sayılı Kanunun kusursuz sorumluluk ilkesini içeren 10. maddesi olup, kusurlu davalıların zarardan birlikte sorumluluğu ise Borçlar Kanununun 51. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmaktadır.Borçlar Kanununun 51. maddesindeki, “Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksız muamele, akit, kanun) binaen mesul oldukları takdirde haklarında birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur.” düzenlemesi; birden çok kişinin, gerek haksız eylem, gerek sözleşme ve gerekse kanun gibi sebeplerden ve aynı zarar için zarara uğrayana karşı sorumluluğu durumunda, bunlar arasında Borçlar Kanununun 50. maddesinde yer alan bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki sorumluluğa ilişkin kuralların uygulanma gereğine yer vermiştir. Ancak davalıların sorumlu olacağı miktarın tespiti, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri yönünden farklılık gösterdiğinden, bu yönün açıklığa kavuşturulması gerekir.
506 sayılı Kanunun 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğu hâlinde; aynı Kanunun 26. maddesine ilişkin davalardaki tazmin sorumluluğundaki gibi sosyal yardım zammı da dahil olmak üzere hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri ile yapılan masraf ve ödemeler toplamının tazmin sorumlularının kusurlarının karşılığı miktarla sınırlanması kuralının kıyas yoluyla uygulanması gerektiği, ancak 10. maddenin öngördüğü sorumluluk hâlinin 26. maddeye oranla farklı ve daha ağır bir sorumluluk hâlini öngörmüş olması nedeniyle işverenin, 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddesi kapsamındaki sorumluluk sınırını oluşturan miktar belirlenirken, işkazasında işverenin kabul edilmesi gereken % 100 oranında kusurundan, Borçlar Kanununun 43, 44. maddeleri uyarınca sigortalının müterafik kusurunun % 50 sinden az olmayacak şekilde bir hakkaniyet indirim yapılmak suretiyle hesaplama yapılması, Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarının gereğidir. Ayrıca davanın Borçlar Kanununun 51. maddesinde düzenlenen teselsül hükümleri doğrultusunda açıldığı hâllerde; birlikte sorumlu olanların müşterek kusurla hareket etmemiş olmaları nedeniyle, kusurlu üçüncü kişinin, 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesine uygun olarak, kusur sorumluluğu dahilinde belirlenen sosyal yardım zammı da dahil olmak üzere ilk peşin değer ile masraf ve ödeme toplamından sorumlu olacağı, münhasıran 10. maddeden kaynaklanan sorumluluğun ise işverene ait olacağı; tüm kusurun üçüncü kişide olması veya olayın tümüyle kaçınılmazlık sonucu ortaya çıkması hâlinde dahi işverenin 10. madde uyarınca ve yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda oluşan Kurum zararının takdir edilecek bir oranıyla sorumlu tutulması zorunluluğu göz önünde tutulmalıdır.
Somut olayda, işkazasının meydana gelmesinde işveren .................. kulübünün %20, üçüncü kişi konumunda bulunan ........................ Kulübünün %30 kusurlu bulunduğu, %50 oranında kaçınılmazlığın tespit edildiği anlaşılmaktadır. 10. Madde koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde, sorumluluğunun dayanağı kusur esasına dayalı 26. madde olan .........yönünden, davalı işveren ... ile birlikte toplam kusur oranları üzerinden 26. madde çerçevesinde müştereken ve müteselsilen, işveren .................. Kulübünün ayrıca toplam kusuru aşan miktar üzerinden (Borçlar Kanununun 43, 44. maddeleri uyarınca %50 kaçınılmazlık oranının % 50 sinden az olmayacak şekilde bir hakkaniyet indirim yapılmak suretiyle), yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde 10. madde çerçevesinde tek başına sorumlu tutulması gerektiği gözetilmemiştir.
Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözardı ederek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalılar ... avukatları ve .........Bşk.'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılara iadesine, 08.7.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy