Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2009/442-2011/1542
Davacı, davalı nezdinde kamyon şöförü olarak 01.09.1995-25.09.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu tarihler arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, 5510 sayılı Kanunun 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7. maddesi hükmü gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak her türden kanıtın toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu kapsamda, davacının çalışmalarını ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir.
Mahkemece; davacının, davalının yeğeni olduğu, akrabalık ilişkilerinden dolayı kamyonları davacının kendi adına işlettiği, tarafların arasında yapılan adi yazılı ve 31.05.2000 tarihli taksim sözleşmesi ile, mal paylaşımının yapıldığı, işçi ile işverenin arasında mal paylaşımı yapılmasının olağan hayatın akışına uygun olmadığı gerekçeleri ile, davanın reddedildiği anlaşılmakta ise de; Mahkemece taraflar arasında yapılan bahse konu sözleşmenin kaynağının ne olduğu, hangi nedenle yapıldığı, sözleşme içeriğinde belirtilen araçların kimlerin üzerine tescilli olduğu, miras taksim sözleşmesi olması halinde işçilik ve bu kapsamda sigortalılık durumuna etki edip etmeyeceği hususları araştırılmamıştır. Diğer taraftan, davacının talebinin sözleşmenin tanzim edildiği tarih olarak kabul edilen 2000 yılı öncesini de kapsadığı anlaşılmakla, bu dönem bakımından davacının çalışmalarına ilişkin, Mahkemece her hangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu kapsamda, öncelikle, davalının faaliyetine hangi tarihte başladığı, muhtasar beyannamelerin olup olmadığı hususu vergi dairesinden, kayıtlı işyeri dosyasının olup olmadığı hususu diğer davalı kurumdan sorulmalı, davacının davalı adına tescilli araçlar dışındaki diğer araçlarda çalışmasının bulunup bulunmadığı, davacının kullandığı araçlarla ilgili olarak dava konusu dönemde düzenlenmiş takograf ve trafik ceza kayıtları, faturalar ve irsaliyeler, araçların giriş-çıkış kayıtları gibi davacıyla ilgili belgeler ve kayıtların olup olmadığı araştırılmalı, yine, davalı yanında çalışan kayıtlara geçmiş diğer şöförler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, davacının yaptığı işin kapsamı ve niteliği nazara alınmalı, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.