Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddesi uyarınca Kurum zararının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davada husumet, kaza sırasında Belediye Başkanı olan ... ve Belediye Başkanı Yardımcısı olarak görev yapan ...'ya yöneltilmiştir.
Anayasanın 129/5 maddesinde “memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmünün öngörülmüş olmasına, keza 657 sayılı Kanununun 13.maddesi de bu hususu amir olduğundan yetkilerini kullanırken deyiminin, uygulamada görevlerini yaparken biçiminde yorumlanmasına, normlar hiyerarşisine göre önce Anayasa ve sonra sırasıyla, Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin uygulanması prensibinin hukukun evrensel kurallarından bulunmasına göre eylem veya işlemin görev kusuru olarak nitelendirilebildiği hallerde, kişisel kusura dayanılarak memur hakkında Adli Yargıda doğrudan doğruya dava açılmayacağı açıktır. Giderek yapılacak araştırma sonucu davalılar ... ve ...'ya açıklanan biçimde memur statüsünde çalıştığının saptanması durumunda, haklarındaki davanın husumetten reddine karar verilmelidir.
Yapılacak değerlendirmede, 5510 sayılı Kanun'un, "...İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. .." şeklindeki 21/4. maddesi hükmünün, olay tarihi itibariyle uygulama yeri olmadığı da gözetilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy