Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı kurum, yersiz ödenen aylıkların tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davalıların murisinin 506 sayılı yasanın 92. maddesi gereği yersiz aldığı aylıklardan, yine murisin ölümü nedeniyle davalı ...’in hissesinde meydana gelen artışın mahsubu suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya kapsamından, davalıların murisi ...’ın 11.9.1971 tarihinde vefat eden oğlu ...’dan dolayı kurumdan 9/11983 sayılı tahsis dosyasından iş kazası neticesinde ölüm geliri almakta iken, kendi hizmetleri ve maluliyetine istinaden 506 sayılı yasanın 66/A maddesi gereği Kurumundan maluliyet aylığı almaya başladığı, iş kazası neticesinde ölüm gelirinin ve maluliyet aylığının tamamını vefat tarihi olan 30.5.2004 tarihine kadar almaya devam ettiği, Kurumun, 506 sayılı Kanunun 92. maddesinin “...malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanında yarısı bağlanır.Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığında yarısı verilir....” hükmüne istinaden davalılara borç tahakkuk ettirdiği ve iş bu istirdat davasını açtığı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesine istinaden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak, bu kararın tüm yönleriyle isabetli bir karar olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalılar murisinin maluliyet nedeniyle kendisine tahsis yapılmasını istediği esnada, iş kazası ölüm geliri almakta olduğunu kuruma bildirmemesi, iyiniyetli bir davranış olarak nitelendiremeyeceği gibi, bu konudaki kusuru Kurumu yanıltma iradesinin varlığı biçiminde kabul edilmelidir. Bu durumda, Kurumun, davalıya fazla ödediği geliri yasal düzeye indirmeye hakkı bulunduğu kuşkusuzdur. Davalılar murisinin hak kazanmadığı bir gelir farkını almış olması onun bakımından haksız kazanç oluşturmakta ve onun vefatı nedeniyle mirasçılarına bu fazlalığı Kuruma geri verme zorunluluğu getirmektedir.
Mahkemece, davacı kurumun yersiz ödemeleri talep etmekte haklı olduğuna yönelik kanaatinde bir isabetsizlik yok ise de; 5510 sayılı kanunun 96. maddesinin 2. fıkrasının “Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır” hükmü gereği, davalılar murisine 506 sayılı yasanın 92. maddesi gereği yersiz ödendiği belirlenen miktarın toplamından, yine murisin ölümü nedeniyle eşi olan davalı ...’in hissesinde meydana gelen artışların toplamının tenkisi suretiyle, kalan miktara dava tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı kurum vekilinin ve davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy