Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yurt dışında ... Vatandaşlığı döneminde geçen borçlanmaya esas sürelerden istenilen kadarının 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanılabileceğinin tespiti, ... ... sigortasına giriş tarihinin, ...’de sigorta başlangıcı olarak belirlenmesi ve aksi kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yurt içi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan, 24.05.2002 tarihi itibarıyla izinle çıkarak ... Vatandaşlığını kaybeden 21.02.1968 doğumlu davacı, 28.06.2012 günlü dilekçesiyle, ...’da geçen 18 yaşın ikmal edildiği 21.02.1986 tarihi sonrası yurt dışı sürelerini 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak istemiş; ancak, borçlanma talep tarihinde ... Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurusunun reddi üzerine eldeki bu dava açılmıştır.
Davacı, yurt dışında ... Vatandaşlığı döneminde geçen borçlanmaya esas sürelerden istenilen kadarının 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitini, ... ... sigortasına giriş tarihi olan 18 yaşın ikmal edildiği 21.02.1986 tarihinin, ...’de sigorta başlangıcı olarak belirlenmesini ve aksi kurum işlemlerinin de iptalini istemiştir.
Mahkeme, Uluslararası sözleşme hükmü kapsamında sigorta başlangıcının 21.02.1986 olduğunun ve yurt dışında ... Vatandaşlığı döneminde geçen çalışma sürelerinin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanılabileceğinin tespitine karar verilerek, dava kabul edilmiştir.
1-28.06.2012 günlü borçlanma başvurusuyla, ...’da geçen çalışma ve işsizlik sürelerinin borçlanmaya konu yapılmış olması ve iş bu dava ile de, yurt dışında ... Vatandaşlığı döneminde 3201 sayılı Yasa kapsamında geçen borçlanma sürelerin dava edilmiş olması karşısında; yurt dışında ... Vatandaşlığı döneminde geçen 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmaya esas sürelerden istenilen kadarını borçlanılabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, borçlanmaya konu yapılabilecek sürenin sadece “yurt dışındaki çalışma süresiyle” sınırlı tutulması hatalıdır.
2-Sigorta başlangıcına ilişkin davacı istemine gelince;
Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Yasanın 38’inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı ... Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı ... Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edileceğini öngörürken, Uluslararası ... güvenlik sözleşme hükümlerinin saklı bulunduğu ifade edilmiştir.
Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır.
10.04.1965 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren ... Cumhuriyeti ile ... Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan ... Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malüllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölümde düzenlenen konuya ilişkin Ek Sözleşmenin 29’uncu maddesi “... ... Sigorta Mercii için aşağıdaki hususlar geçerlidir:
…
(4) Bir kimsenin ... sigortasına girişinden önce bir ... ... sigortasına girmiş bulunması halinde, ... ... Sigortasına girişi, ... Sigortasına giriş olarak kabul edilir. ..” hükmünü öngörmüştür.
Anılan Uluslararası sözleşme hükmü ile, sözleşme hükmünün düzenlendiği bölüm birlikte değerlendirildiğinde; bir kimsenin ... sigortasına girmeden önce, sözleşme hükmü kapsamında, malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından ... ... sigortasına girmiş bulunması halinde, ... sigortasına giriş tarihinin, ... sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerekecektir.
Somut olayda, dava dosyası içerisinde yer alan ... sigorta kurumuna ait sigorta hesabında, davaya konu yapılan ve ... sigortasına giriş tarihi olarak öngörülen 21.02.1986 tarihini de içeren 01.09.1984-11.07.1986 tarihleri arası dönemde “Pflichtbeitragszeit berufliche Ausbildung (Meslek eğitimi için zorunlu prim süresinin) dönüşümlü olarak kayıtlı bulunması karşısında; anılan sigorta hesabındaki kayıtlı sürelerin , yukarıda bahsedilen Uluslararası Ek Sözleşme hükmü kapsamında, uzun vadeli sigorta kollarından olan malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından ... ... sigortasına giriş niteliğinde bir sigortalılık süresi olup olmadığı usulünce araştırılmalıdır. Yapılacak araştırma neticesi, ... sigortası kapsamında bulunmadığının anlaşılması halinde, ...-... ... Güvenlik Sözleşmesinin sigorta başlangıcına dair yukarıdaki sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikteki ... sigortasına giriş tarihi açıkça belirlenmeli ve böylece davacı istemi bu çerçevede yeniden değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
3-Öte yandan, henüz bir borçlanma işlemi sağlanmadan, sigorta başlangıca ilişkin mahkeme hükmü de isabetli değildir.
Konuya ilişkin 10.04.1965 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren ... Cumhuriyeti ile ... Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan ... Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmüne göre, bir kimsenin ... sigortasına girişinden önce, bir ... ... Sigortasına girmiş bulunması halinde, ... ... Sigortasına giriş tarihi, ... Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği açıkça ifade edilirken; aynı bölümde düzenlenmiş 27’inci madde hükmü ise, her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin varlığı halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık sürelerinin de nazara alınacağını; sigortalılık sürelerinin hangi ölçüde hesaba dahil edilebileceğini ise, hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edileceği ifade edilmiştir.
Nitekim ... Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışında geçirdikleri çalışma sürelerinin ... güvenlikleri açısından değerlendirilebilmesi amacıyla 22.05.1985 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan ... Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin ... Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunla, ... vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, ... vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen ... güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre ... güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini öngörmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 13.2.2002 t., 2002/10-21 E., 2002/70 K. sayılı anılan kararında belirtildiği üzere; ... Güvenlik Sözleşmesinin 29’uncu maddesinin 4’üncü bendinde, “Bir kimsenin ... sigortasına girişinden önce bir ... ... Sigortasına girmiş bulunması halinde, ... ... Sigortasına girişi, ... sigortasına giriş olarak kabul edilir.” Hükmüne yer verilmiş ise de bu hüküm, sözleşmenin 27’inci ve 29’uncu maddeyle bir bütün olarak yorumlanmadıkça tek başına uygulanamaz. Nitekim 29’uncu maddenin 3’üncü bendinde, 27’inci maddeye yollamada bulunularak, “...ancak, sözleşmenin 27’inci maddesine göre bir aylık veya gelir talep etme hakkının mevcut olması halinde, aşağıdaki hükümler uygulanır.” Denmektedir. Kaldı ki, sözleşme hukukunda, sözleşme bir bütün olarak yorumlanıp aleyhe ve lehe olan hükümler birlikte uygulanır. Bu ilke, özel hukuk sözleşmelerinde olduğu gibi ... güvenlik sözleşmeleri bakımından da geçerlidir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, ... Cumhuriyeti ile Federal ... Cumhuriyeti arasında imzalanan ... güvenlik sözleşmesi kapsamında, ...’de sigorta başlangıcına esas olan ... ... Sigortasına giriş tarihinin, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılması ile mümkündür.
Unutulmamalıdır ki ... ... Sigortasına giriş tarihinin ... sigorta başlangıcı olarak kabulü özünde söz konusu tarih itibariyle bir gün çalışıldığının kabulü anlamını da taşımaktadır. Bu nedenle, ... sigorta başlangıcı olarak kabul edilen tarihe ilişkin sürenin fiilen borçlanılmış ve ... ... güvenliği bakımından değerlendirilebilir hale getirilmiş olmasını aramak, yerinde olacaktır.
Şu halde yapılması gereken iş; iki no’lu bozma kararımız çerçevesinde yapılacak araştırmayla, ... ... sigortasına giriş tarihi açıkça belirlenerek, davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, ... ... sigortasına giriş tarihini (... sigortasına giriş 18 yaşını ikmal tarihi öncesi olması halinde, 18 yaşın
ikmal edildiği tarih dikkate alınarak) içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, herhangi bir yurtiçi sigortalılık kayıt ve tescilinin bulunmaması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir.
Şüphesiz 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılmamış olsa bile, sözleşmede bahsedilen sigorta başlangıcı hükmü kısmi sözleşme aylığında nazara alınabilecektir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine 26.09.2013 gününde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy