Mahkemesi :İş Mahkemesi
Trafik iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan ... Medikal İmalat İth.İhr.San.Tic.Ltd.Şti. ve ... tarafından istenilmesi ve davalı ... İmalat İth.İhr.San.Tic.Ltd.Şti. avukatı tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ...ile karşı tarafı adına Av. ...geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. (HMK 27.) maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan, davetin ve bunun yazılı şeklinin, (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Asıl olan, tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile, mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi, ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde; açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında,
belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri tamamen şeklidir. Kanunun amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Dava dilekçesi, davalı ...’ya tebliğ edilmemiş olup, dava dilekçesi davalıya usulünce tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmadan ve davalıya savunma hakkı verilmeden yargılamaya devam olunarak davanın esasına girilip, karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
2-5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.Dava konusu somut olayda; iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalının sürekli iş göremezlik derecesine itiraz edildiği, itirazın değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde (5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S.Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, ... Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden ... Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere ... Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da ...Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı ... Genel Kurulu tarafından giderilip kesin olarak karar bağlanması da zorunludur.
Mahkemece; davalıların sürekli iş göremezlik derecesine yaptığı itiraz hakkında, sigortalı tarafından açılan ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/319 Esas sayılı tazminat davasına ilişkin dosya içeriği ile birlikte yukarıda açıklanan prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, araştırılıp, irdelendikten sonra, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
3-Davalı ... İm. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait olup, davalı Hasan Sarı tarafından kullanılan servis aracının karıştığı tek taraflı trafik kazası ile iki sigortalının vefat ettiği, diğer sigortalıların yaralanması ve sürekli iş göremezlik durumuna girmeleri sonucu oluşan iş kazasında, davalı sürücüyü %40, işvereni %60 kusurlu bulan rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Aynı olay nedeniyle tarafların kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kalkması, hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü gözetilerek, olayda ölen, yaralan ve sürekli iş göremezlik durumuna giren diğer sigortalılar ile hak sahiplerine yapılan ... sigorta yardımlarının tazmini amacıyla, davacı Kurum tarafından açılan başka rücu davalarının olup olmadığı, ilgili dosyalarda tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, olay nedeniyle açılan ceza davası ile sigortalı tarafından açılan tazminat davasına ilişkin dosya içeriği, birlikte tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip, zararlandırıcı sigorta olayındaki kusur oran ve aidiyetleri konusunda, varsa, çelişkinin giderilmesi hususunda, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman olan bilirkişi heyetinden, oluşa uygun, kusur raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
4-Yasa Koyucu tarafından, trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının ... Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 Sayılı Kanunun 59. Maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. Maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin ... güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.
Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15'ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından ... Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. ... ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer…” hükmü getirilmiştir.
6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri ... Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır… Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer…..” hükmü öngörülmüştür.
Hukuk Genel Kurulu’nun 13.03.2013 gün 2012/10-1156 E. 2013/339 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, trafik kazası sonucu ... sigortalısına yapılan sağlık giderlerinin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi limiti kapsamında kalan kısmı için, 6111 sayılı Kanununun 59.maddesi ile 2918 sayılı Kanunu’nun 98.maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 25.02.2011 tarihinden itibaren, sigorta şirketlerine, Güvence Hesabına, sürücü ve işletene karşı, Kurumun rücu hakkının sona erdiğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; Tedavi giderleri kapsamındaki Kurum talebine ilişkin davanın, yasal dayanağını oluşturan düzenlemenin, yargılama sürecinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasanın 59 ve Geçici 1. Maddeleri hükmü uyarınca ortadan kalkması nedeniyle, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken Mahkemece; tedavi giderlerinin davalılar sürücü ... ile işleten ... Medikal İm. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.’nden tahsiline karar verilip, sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
5-Davalı ... şirketinin, 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarı, Kurumun rücu davasından önce sigortalıya ödediği, bu durumun yargılama aşamasında davalının ileri sürdüğü deliller sonucu ortaya çıktığı, davanın açılmasında davacı Kurumun bir kusurunun bulunmadığı, bu nedenle adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine nedeniyle, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmeyeceği hususu gözetilmeksizin, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı ve davalılar ... Medikal İm. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ile ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, davacı avukatı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı ...'ya yükletilmesine, davalı ... İmalat İth.İhr.San.Tic.Ltd.Şti. avukatı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine. temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.