Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2012/1013-2013/266
Dava, ......Sigortasına giriş tarihinin ......iye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti ile...... ...... Vatandaşı olarak geçen sürelerin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, uluslararası sözleşme hükmü kapsamında, sigorta başlangıcı 05.10.1986 tarihi olarak alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemenin, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, sigorta başlangıcına ilişkin kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 38’inci madde hükmü;............sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı ......iye ...... ...... Sandığı Kanununa, 506 sayılı ...... Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak............sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 ......ndan önce............sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 ......nın ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen............sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dâhil edileceğini öngörürken, Uluslararası...... sözleşme hükümlerini saklı tutmuştur.
Kaldı ki, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır.
Konuya ilişkin 10.04.1965 tarihli ...... Gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren ......iye ...... ile ...... Federal ...... arasında imzalanan...... Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “............ Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmüne göre, bir kimsenin ...... sigortasına girişinden önce, bir ......Sigortasına girmiş bulunması halinde, ......Sigortasına giriş tarihi, ...... Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği açıkça ifade edilirken; aynı bölümde düzenlenmiş 27’inci madde hükmü ise, her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin varlığı halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık sürelerinin de nazara alınacağını; sigortalılık sürelerinin hangi ölçüde hesaba dahil edilebileceğini ise, hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edileceği ifade edilmiştir.
Nitekim ......iye ...... vatandaşlarının...... geçirdikleri çalışma sürelerinin......leri açısından değerlendirilebilmesi amacıyla 22.05.1985 tarihli ...... gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 3201 sayılı...... Bulunan ...... Vatandaşlarının...... Geçen Sürelerinin......leri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunla, ...... vatandaşlarının...... 18 ......nı doldurduktan sonra, ...... vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile...... ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen...... kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre......leri bakımından değerlendirileceğini öngörmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 13.2.2002 t., 2002/10-21 E., 2002/70 K. sayılı anılan kararında belirtildiği üzere;...... Sözleşmesinin 29’uncu maddesinin 4’üncü bendinde, “Bir kimsenin ...... sigortasına girişinden önce bir ......Sigortasına girmiş bulunması halinde, ......Sigortasına girişi, ...... sigortasına giriş olarak kabul edilir.” Hükmüne yer verilmiş ise de bu hüküm, sözleşmenin 27’inci ve 29’uncu maddeyle bir bütün olarak yorumlanmadıkça tek başına uygulanamaz. Nitekim 29’uncu maddenin 3’üncü bendinde, 27’inci maddeye yollamada bulunularak, “...ancak, sözleşmenin 27’inci maddesine göre bir aylık veya gelir talep etme hakkının mevcut olması halinde, aşağıdaki hükümler uygulanır.” Denmektedir. Kaldı ki, sözleşme hukukunda, sözleşme bir bütün olarak yorumlanıp aleyhe ve lehe olan hükümler birlikte uygulanır. Bu ilke, özel hukuk sözleşmelerinde olduğu gibi...... sözleşmeleri bakımından da geçerlidir.(Yargıtay Kararları Dergisi, Cilt 28, Sayı 5, ...... 2002, s. 685-686.)
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, ......iye ...... ile Federal ...... ...... arasında imzalanan...... sözleşmesi kapsamında, ......iye’de sigorta başlangıcına esas olan ......Sigortasına giriş tarihinin, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılması ile mümkündür.
Unutulmamalıdır ki ......Sigortasına giriş tarihinin ...... sigorta başlangıcı olarak kabulü özünde söz konusu tarih itibariyle bir gün çalışıldığının kabulü anlamını da taşımaktadır. Bu nedenle, ...... sigorta başlangıcı olarak kabul edilen tarihe ilişkin sürenin fiilen borçlanılmış ve ...... sosyal güvenliği bakımından değerlendirilebilir hale getirilmiş olmasını aramak, yerinde olacaktır.
Şu halde yapılması gereken iş; 05.05.2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğu anlaşılan davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, ......sigortasına giriş olan 05.10.1986 tarihini içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, 5510 sayılı Kanunun 4/1-a madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir.
Şüphesiz 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılmamış olsa bile, sözleşmede bahsedilen sigorta başlangıcı hükmü kısmi sözleşme aylığında nazara alınabilecektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üyeler ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ..., Üyeler ... ve ...'ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 05.07.2013 gününde karar verildi.
(M) (M)
-KARŞI OY-
Ülkemizde esas olarak uygulanan primli...... rejimi, ...... haklarına erişim için “sigortalılık süresi”, “prim gün sayısı”, “yaş” koşullarının bir bölümünü ya da yardımın/hakkın niteliğine göre tamamını arar.
Sosyal güvenlik yasalarının “milliliği” nedeniyle, çalışma ilişkisinin ulusal sınırlar içerisinde kurulup sürdürülmesi halinde ............ mevzuatının uygulanacağı tabidir.
Ne var ki, günümüzde çalışma ilişkisi sadece ulusal sınırlar içerisinde kalmamakta, üretim ilişkilerinin bir sonucu olarak emek arzı tüm dünyaya yapılmaktadır.
Bu durumda ise farklı ülkelerin...... yasalarının uygulanacağı bölünmüş çalışma süreleri ortaya çıkmaktadır. Bu bölünmüş çalışma sürelerine farklı ülke mevzuatının uygulanması halinde ise ...... yardımlarına hak kazanmak için aranan koşulların oluşmaması sonucu doğmaktadır.
......iye’den yabancı ülkelere yoğun biçimde işgücü arzı yapıldığı bilinen bir gerçektir. ......iye’de çalışıp, ...... haklarına erişim için aranan koşulları sağlayamamış işçilerin yurtdışına giderek orada çalışmaya başlamaları ve bir süre sonra yeniden ......iye’ye dönmeleri karşısında ortaya şu sonuç çıkmaktadır:...... çalışılan süreler ............ mevzuatınca değerlendirilemediği için ne ......iye’den, ne de çalışılan yabancı ülkeden ...... yardımına (somut olayımızda yaşlılık/......lik aylığına) hak kazanamayacaklar; bulundukları yaş itibariyle de kazanma olanaklarını yitireceklerdir.
Bu gibi sakıncaların giderilmesi, 1960’lı yıllardan sonra işgücü arz edilen yabancı ülkelerle yapılan ikili...... anlaşmaları ile mümkün olmuştur.
Bu anlaşmaların temel özelliği, “sosyal güvenlik sahasında iki Devlet arasındaki münasebetleri düzenlemek arzusu ile ve kendi...... mevzuatının uygulanmasında her iki Devlet vatandaşlarının eşit muameleye tabi tutulmaları”dır.
Bu sözleşmeler, yabancı bir ülkede çalışan işçilere uygulanacak mevzuatın belirlenmesi, işçi çalıştıran ülke vatandaşlarıyla işçi gönderen ülke vatandaşları arasında eşit işlem yapılması, kazanılmış hakların korunması ve hizmet sürelerinin birleştirilmesi esaslarını düzenlerler.
2004 yılında Anayasa’mızın 90. maddesinde 5170 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, uluslararası temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümlerinin iç hukuk hükümleri ile çatışması halinde sözleşmeye öncelik verilmesi esası kabul edilmiştir. Bu kapsamda, “sosyal güvenlik hakkı”nın temel hak ve özgürlükler kapsamında bulunduğu AİHM kararlarıyla belirgin bulunmaktadır.
Çoğunluk ile aramızda ortaya çıkan görüş ayrılığı, ......Sigortasına giriş tarihinin ...... sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilebilmesi için 3201 sayılı
(Yurt Dışında Bulunan ...... Vatandaşlarının...... Geçen Sürelerinin......leri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında) Kanun kapsamında yurtdışı çalışma sürelerinin borçlanılmasının zorunlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
......iye ...... ile F. ...... ...... arasında imzalanan Sözleşme 8.10.1965 tarihli RG’de yayımlanan 24.7.1965 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca Sözleşme ve eki Protokol’ün tasdik belgelerinin teatisini takibeden ikinci ayın birinci gününde yürürlüğe girmiş, 1985 yılında da Ek Sözleşme düzenlenmiştir.
1965 tarihli RG’de yayımlanan Sözleşmenin 1/12. maddesinde “Sigortalılık süreleri” F. ...... ...... bakımından, prim ödeme süreleri ile muadil süreleri, ......iye bakımından, uygulanan mevzuata göre sigortalılık süresi olarak kabul edilen süreleri, ifade eder. Sözleşmenin 4. maddesinde “Bu sözleşmede aksine hüküm yoksa … belirtilen kimseler, Akit tarafların mevzuatına göre, hak ve vecibeleri bakımından, eşit sayılırlar; 31. maddesinde “Bir kimse ......iye’de sigortaya tabi tutulmadan önce ......’da bir rant sigortasına tabi tutulmuşsa, bu kimse için ......’da rant sigortasına ilk girdiği tarih, ......iye’de sigortaya ilk giriş tarihi sayılır.
1985 yılında yapılan Ek Sözleşmede de aynı nitelikteki hükümlere farklı maddelerde yer verilmiştir.
3201 sayılı Yurtdışı sürelerin borçlanılması Hakkındaki. Kanun 1985 tarihlidir. Daha önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Kanun ise 1978 tarihlidir. 1965 yılında yapılan ikili Sözleşme ile tanınan hakların kullanılabilmesi için anılan borçlanma Yasalarından yararlanmanın koşul olarak öngörülmüş olması düşünülemez.
Kaldı ki, 1985 tarihli Sözleşmenin 27 ve 29/3. maddeleri “sözleşme aylığı/kısmi aylık” ile ilgili olup, 29/4. maddede yer verilen “Bir kimsenin ...... sigortasına girişinden önce bir ......Sigortasına girmiş bulunması halinde, ......Sigortasına girişi, ...... sigortasına giriş olarak kabul edilir” hükmünün yorumlanmasında birlikte ele alınamaz.
Yapılacak değerlendirme, “sigortalılık başlangıcı için borçlanma yapılmış olması” koşuluna değil, olsa olsa “Hukuki yarar” dava şartına göre olabilir.
......Sigortasına giriş tarihinin, ...... sigortasına giriş olarak kabul edilebilmesi için “borçlanmanın yapılmış olması gerektiği” gibi bir koşulun Sözleşmede önkoşul olarak ileri sürülmemiş olması karşısında, davacının “hukuki yararı”nın bulunması halinde isteminin kabulü gerekir.
Bu gerekçeye dayalı bulunan yerel mahkeme kararının isabetli olduğu ve onanması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılmamaktayız.
Full & Egal Universal Law Academy