Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 17.07.1984 tarihinde bir gün sigortalı çalışmanın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; davacının, dava dışı ... ve ortakları inşaat ünvanlı işyerinde 17.07.1984 tarihinde bir gün sigortalı olarak çalışmasının tespitini istemiştir. Mahkemece, dava dışı işverenin, davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarasından farklı işyeri sicil numaraları olan işyerlerinde çalışmaları bulunan ve davacının kardeşi ile kayınbiraderi olan tanık beyanları ve davacı adına düzenlenen 17.07.1984 tarihli işe giriş bildirgesine binaen davanın kabulüne karar verilerek hüküm kurulması eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
506 sayılı Kanunun 79. maddesinde yer alan hak düşürücü süre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar” için geçerlidir. Davacının şahsî sicil dosyasında bulunan 01.03.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin aynı tarihte yöntemince ve süresinde Sosyal Sigortalar Kurumuna intikal ettiği anlaşılmıştır. İşe giriş bildirgesinin verildiği hallerde hak düşürücü süreden bahsedilemez. İşe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş Mahkemece işin esasına girilerek, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde, 506 sayılı Kanunun 2. ve 6. maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın da varlığı gerekir. Başka bir anlatımla; yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi kişinin işe girdiğini gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, fiili çalışmanın ortaya konması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Davacının ... doğumlu olduğu, talep dönemine göre 20 yaşında olduğu gözetildiğinde askerlik dönemi içerisinde olabileceği değerlendirilerek, davacının bağlı bulunduğu Askerlik Şubesinden, askere sevk ve terhis tarihleri sorularak; davacı adına işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olup olmadığı nüfus kaydı celp edilmek suretiyle saptanmalı, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davalı Kurumdan alınacak bilgiye göre, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu, anılan işe giriş bildirgesine istinaden Kurumca sigortalıya verilen sicil numarasının sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılarak; davacının işyerinde hangi işte çalıştığı, davacı ile birlikte davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesindeki işyerinin bordrolarına kayıtlı kişiler ya da komşu işyerlerinin sahip ve çalışanları re’sen tespit edilerek bilgi ve görgüleri alınarak; çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığı yöntemince araştırılarak; hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
O hâlde, davalı SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy