.....
Dava, .... rant sigortasına giriş tarihi olan 28.09.1976 tarihinin ........’de sigorta başlangıcı olarak belirlenmesi ve doğum borçlanması yapabileceğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İlk kez 21.08.2010 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında sigortalı çalışmağa başlayan, giderek 30.04.2008 günlü borçlanma talebi ve 20.08.2010 günlü ödemeyle, ......’da 18 yaşın ikmal edildiği tarihten sonra geçen 23.08.1976-13.08.1981 tarihleri arası yurt dışı sürelerini 3201 sayılı Yasa uyarınca ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde borçlanan davacı, eldeki bu davayla; ..... rant sigortasına giriş tarihi olan 28.09.1976 tarihinin .....’de ...... kapsamında sigorta başlangıcı olarak belirlenmesini, ayrıca 20.08.1982, 12.03.1985 ve 01.05.1986 doğumlu üç çocuğu için 5510 sayılı Yasa’nın 41’inci maddesi uyarınca doğum borçlanması yapabileceğinin tespitini istemiştir.
Öte yandan, dava dosyası içerisinde yer alan 09.06.2008 tarihli tercümeli .... .... yazısı ve eki aynı tarihli prim hesap tablosu belgesinde, davacının, .....’da geçen 18.09.1973-13.08.1981 tarihleri arası primlerini 28.09.1983 tarihli kararla iade alarak, yurt dışı çalışmalarını tasfiye ettiği belirtilmektedir.
./...
-2-
Mahkemece, anılan tasfiye durumu araştırılmadan, Uluslararası sözleşme hükmü kapsamında, Türkiye’deki sigorta başlangıcının 28.09.1976 tarihi olduğuna ve 5510 sayılı Yasanın 41’inci maddesi uyarınca da, sadece iki çocuk için ve ikişer yıllık süreyi borçlanabileceğinin tespitine karar verilmiştir.
....., konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin T....rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini öngörmüştür.
Prim iadesi suretiyle tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerindeki tasfiye edilme hali, söz konusu yurt dışı sürelerinin, 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandırılarak sigortalının sosyal güvenliği bakımından değerlendirilmesinde, aksine bir düzenleme bulunmadığından engel değildir. Ancak tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerin, sigortalılık başlangıcında esas alınabilmesi mümkün bulunmamaktadır.
........ konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini belirtmekle birlikte, anılan hükmün uygulanabilirliği, her iki ülke mevzuatına göre dikkate alınabilecek bir sigortalılık süresinin bulunması halinde mümkündür.
Sigortalı hizmetlerin tasfiye edilmesi halinde, tasfiyeye uğramış hizmetlerin sosyal sigorta hukuku açısından geçerliliğini yitirmiş sayılması ve artık her iki ülke mevzuatına göre nazara alınabilecek bir sigortalılık süresi kalmayacağından,..... konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü uyarınca, rant sigortasına giriş tarihinin, .....’de sigorta başlangıcı olarak sayılması mümkün olmayacaktır.
Kuşkusuz bu halde, ....’deki sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5’inci madde hükmü çerçevesinde belirlenmesi gerekecektir.
Şu halde yapılması gereken iş; 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş tarihini de içeren 18.09.1973-13.08.1981 tarihleri arası yurt dışı çalışmaların, tasfiye edilip edilmediği usulünce yapılacak araştırma ile belirlenmeli; tasfiye edildiğinin anlaşılması halinde
../...
-3-
ve......n sigorta başlangıcına dair sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikte başkaca bir rant sigortasına girişin de bulunmaması halinde, .......’deki sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5’inci madde hükmüne göre belirlenmelidir.
Davacının, .....’deki sigorta başlangıcının, 3201 sayılı Yasanın 5’inci madde hükmü kapsamında, 21.08.2010 tarihinden borçlanma süresi olan 1.790 gün kadar geriye gidilmek suretiyle belirlenmesi halinde ise, elde edilecek başlangıç öncesi doğumlu her üç çocuk yönünden de 5510 sayılı Yasanın 41’inci madde kapsamında doğum borçlanması yapabilme imkanı bulunmadığı, bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.09.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy