......
Davacı, davalılardan işveren yanından Kuruma bildirilen 1990/3, 1991/1-2-3, 1992/1-2-3. dönemlere ait çalışmalarının iptaline yönelik Kurum işleminin iptali ile 01.04.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yargılama aşamasında, Kurumca ihtilaf konusu olan 1992/1 döneme yönelik 120 günlük çalışmanın fiili ve gerçek olduğu kabul edilerek, 01.04.2004 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanmış ise de, diğer ihtilaf konusu dönemlerdeki çalışmaların Kurumca kabul edilmemiş olması karşısında, yaşlılık aylığı tahsis edildiği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona erdiği gerekçesi ile davanın konusuz kaldığından bahsedilemez.
Davacının, 11.06.1985-20.12.2000 tarihleri arasında davalı işveren limited şirketinin ortağı olduğu hususu tartışmasızdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/I-d maddesine göre, “Limited şirketlerin ortakları” ...... sigortalısı sayılmışlardır. Dairemizin yerleşmiş görüşlerine göre de, kural olarak limited şirket ortakları az sayıda olmaları nedeniyle kendi işini yapan kimse konumunda oldukları için, 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı sayılırlar. Başka bir deyişle bunların ortağı oldukları limited şirketteki çalışmaları, hizmet akdine değil, vekalet akdine dayalıdır ve 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemez. Bu kuralın istisnası, Limited Şirket ortağı, başka işyerlerinde hizmet akdine göre çalışmışsa, o taktirde 506 sayılı yasa kapsamında sigortalı sayılabilir. Dosya içinde mevcut delillerden, işveren limited şirketin üç ortaklı olduğu, ortaklardan birisinin davacı olduğu, davacının kendi işini yapan kişi konumunda olduğu ve çalışmasının hizmet akdine değil, vekalet akdine dayalı olduğu
./..
-2-
anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının dava konusu dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmasının mümkün olmadığı gözetilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy