Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2012/158-2013/284
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalıların Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... Köçer tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-6100 sayılı HMK'nın 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen ... ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca, hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Davacı, 17.07.2011-04.04.2012 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının tespitini istemiş; Mahkemece, hem "açılan davanın kabulü" hem de "dava konusu talep dava tarihinden sonra yerine getirilmekle karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmiştir. Anılan hüküm infazda şüphe ve tereddüte neden olacağı gibi kendi içinde de çelişik nitelikte olduğundan, HMK 297. maddesine aykırıdır.
2-Kabule göre de;
a) 6100 sayılı HMK'nın 197/1 maddesindeki: "Kanunda belirtilen hâller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğu kadar birlikte ve aynı duruşmada incelenir." hükmü gereğince davada tarafların ileri sürdüğü delillerine dosya arasına celp edilmesi gerekmektedir. Mahkemenin, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin belgeler Kurum'dan getirtilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; davalılardan işveren şirket vekilinin 07.05.2013 tarihli duruşmada "davacıya yönelik olarak, uyuşmazlık konusu süre için Kurum'a sigorta bildiriminin yapıldığı" beyanı ile yetinilerek, hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
b) Davacının, işçilik alacaklarına ilişkin talebinin ayrılması sonucu, eldeki davada hizmet süresinin tespiti istemi kalmış olup; davalılardan Kurum'un harçtan muaf olduğu hususu da gözetildiğinde, başvuru harcının ile karar ve ilam harcının davalılardan işverene yükletilmesi yerine, işçilik alacakları ve tespit davası için ödenen harçların, hem davacıya iadesine, hem de davacı lehine sebepsiz zenginleşme oluşturacak şekilde davalılardan işverenden alınarak davacıya verilmesi şeklinde çelişkili karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların vekillerinin bu yönleri de amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy