Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, yersiz ödenen 2.420 Amerikan Dolarının ödeme tarihinden itibaren yıllık mevduata Merkez Bankasınca uygulanan en yüksek faizle birlikte iadesini istemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
03.02.1994 tarihli borçlanma başvurusu ve 24.08.1994 günlü ödemeyle, Almanya’da geçen 15.10.1985-05.07.1992 tarihleri arası 2.420 günü 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanan davacının anılan borçlanma işlemi, ödeme belgesi ekinde “3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanması için bozdurulmuştur ibareli döviz alım belgesinin” bulunmadığından bahisle 2011 yılında geçersiz sayılması üzerine davacı, 29.11.2012 ile 30.11.2012 günlü yeniden yapılan borçlanma başvuruları ve ödemelerle Almanya’da geçen 15.10.1985-26.09.2000 ve 27.09.2000-06.07.2001 tarihleri arası süreler olmak üzere toplam 4.890 gün olarak 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmıştır.
12.02.2013 tarihinde açılan iş bu davayla davacı, Almanya’da geçen 15.10.1985-05.07.1992 tarihleri arası döneme ilişkin olarak yapılan ve bilahare, yıllar sonra geçersiz sayılan 2.420 gün karşılığı olan 2.420 Amerikan Doları borçlanma bedelinin ödeme tarihinden itibaren yıllık mevduata Merkez Bankasınca uygulanan en yüksek faizle birlikte iadesini istemiştir.
Mahkemece, Borçlar Kanunu 60.madde uyarınca azami zamanaşımı süresi olan 10 yıllık sürenin fazlasıyla geçtiğinden bahisle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verimli ise de; hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmede zamanaşımını düzenleyen 66.Maddesi “Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. Eğer mal iktisabı mutazarrır olan taraf
aleyhinde bir borç teşkilinden ibaret ise, mutazarrırın hakkı müruru zaman ile sakıt olmuş olsa bile, bu borcu ifa etmez.” Hükmünü içerirken; 04.02.2011 gün ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerinde zamanaşımını düzenleyen 82. maddesi de “Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar…” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, 29.11.2012 ile 30.11.2012 günlü ödemelerle, ilk borçlanmaya konu olan süreleri de içerecek şekilde yeniden borçlanmanın gerçekleşmiş olması nedeniyle, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihin, anılan tarihler olması karşısında; iş bu davada yukarıda bahsedilen zamanaşımı sürelerinin geçtiğinden bahsetmek mümkün değildir.
O halde yapılması gereken iş; dava konusu işin esasına girilip yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy