Mahkemesi :. 1. Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, 24.10.1999 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan sigortalının haksahibine yapılan sağlık yardımı bedelinin rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyduktan sonra yaptığı yargılama sonucu konu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK.) 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri..” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekmekte olup, davalı Aslıhan Avcı'nın adının karar başlığına mükerrer yazılmasına ilişkin yanlışlığın HMK. nın 304. maddesi uyarınca mahallinde herzaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, bozma nedeni yapılmayarak davacının avukatının temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davalıların avukatlarının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yasa koyucu tarafından, trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağılık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.
Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 03.06.2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14'üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı %50’sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidir..." hükmü getirilmiştir.
6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1.maddesi ile de “Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59'uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutann üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer.... “ hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.2013 günlü, 2012/10-1619 Esas ve 2013/863 Karar sayılı ilamında benimsendiği üzere; trafik kazası nedeniyle sigortalının haksahibine yapılan tedavi giderleri için 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 25.02.2011 tarihinden itibaren, sigorta şirketlerine, Güvence Hesabına, sürücü ve işletene karşı, Kurumun rücu hakkının sona erdiğinin kabulü gerekmekte olup; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerekçesi; yargılama sürecinde yürürlüğe giren anılan düzenleme olmasına karşın yanılgılı değerlendirme sonucu yazılan gerekçenin dayanak alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm gerekçesindeki "Taraf vekilleri duruşmada, davaya konu borcun 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırmadan yararlanılarak ödendiğini, ödenecek bir borç kalmadığını açıklamışlardır. Davaya konu borcu ödediği yani zarar, yargılama esnasında davalı tarafından karşılandığı için davacının dava yoluyla ulaşmayı istediği sonucun gerçekleştiği, davacının mahkemeden istediği talep sonucunun dava dışı yollarla sağlandığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer
olmadığına" ilişkin ibare silinerek, yerine "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.2013 günlü, 2012/10-1619 Esas ve 2013/863 Karar sayılı ilamında benimsendiği üzere; trafik kazası nedeniyle sigortalının haksahibine yapılan tedavi giderleri için 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 25.02.2011 tarihinden itibaren, sigorta şirketlerine, Güvence Hesabına, sürücü ve işletene karşı, Kurumun rücu hakkının sona erdiğinin kabulü gerekmekte olup, yargılama sürecinde yürürlüğe giren anılan düzenleme gereğince Kurumun dava konusu hakkında rücu hakkı olmadığından yazılı şekilde karar verildi." ibaresi yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.