Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigorta başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile fazla ödediği primlerin iadesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu somut olayda; 10.02.2012 – 25.02.2012 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında 16 gün sigortalı çalışması bulunan ve 7920 gün Almanya çalışmasını 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanan davacıya; toplam 7936 gün prim gün sayısı üzerinden 01.06.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacı Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü uyarınca Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin yurtiçi sigorta başlangıcı olarak tespiti halinde 5300 gün 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapmasının kendisine yaşlılık aylığı tahsisine yeterli olacağından bahisle, sigorta başlangıç tarihinin Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 17.05.1989 olduğunun ve 01.06.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına bu şartlarla hak kazandığının tespiti ile fazla ödediği borçlanma bedelinin iadesine karar verilmesini istemiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki borçlanma belgeleri ile tahsis dosyasından; davacının 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanma tahakkuk ve işlemlerinin talebi üzerine yapıldığı, davacının sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin herhangi bir uyuşmazlık çıkarmaksızın borçlanmaya esas sürelerin dilediği kadarına tekabül eden borçlanma bedelini ödediği gibi, davacıya bağlanan yaşlılık aylığı tutarının belirlenmesinde 7936 günün esas alındığı anlaşıldığından ödediği fazla primlerin iadesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan; kişilerin dava hakkı Anayasanın 36’ncı maddesiyle teminat altına alınmış olup, “hukuki yarar” ile sınırlıdır. Dava açanın, her şeyden önce davanın açıldığı tarih itibariyle davada hukuki yararı, “menfaati” bulunmalıdır. Hakkın ileri sürülmesi için kişinin hakkına tecavüz olunması veya bir uyuşmazlığın çıkması gerekir. Bunlar yok iken herhangi bir kimse aleyhine dava açılması mümkün değildir. Bu çerçevede, davalı Kurumun kabulünde bulunan sigorta başlangıç tarihi ile davacıya yaşlılık aylığı bağlandığından, davacının eldeki davada yeniden sigorta başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığının tespitini istemekte hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.