Mahkemesi :İş Mahkemesi
N
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde 24.12.2007-07.09.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığından kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, hükümde belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını yada kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez
Dava konusu dönemde; davalı işverene ait işyerinde geçtiği iddia edilen hizmetlere ilişkin olarak; davacının 13.02.2008-14.02.2008 tarihleri arası ile, 08.04.2008-07.09.2009 tarihleri arası bazı aylar otuz günden az olacak şekilde kısmi bildirimlerinin bulunduğu, bozma öncesi ve sonrası sunulan belgelere göre, davacıya atfen imzalı 22.09.2008, 03.10.2008-06.10.2008, 15.11.2008-17.11.2008, 12.01.2009 - 27.01.2009, 01.04.2009 - 20.04.2009, 29.04.2009, 01.06.2009 - 20.06.2009, 24.08.2009-26.08.2009 dönemlerini kapsayan ücretsiz izin belgeleri, 2009/Nisan ve Haziran aylarına ait puantaj kayıtları ile 2008/Nisan - Mayıs - Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık, 2009/Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Haziran - Temmuz - Ağustos aylarına ait ücret bordrolarının imzalı olduğu, bozma öncesi dinlenen davacı tanıklarından ikisinin bordro tanığı olup iddiayı doğrular nitelikte beyanlarda bulundukları, bozma sonrası dinlenen bordro tanıklarının ise halen işyeri çalışanı olup davacının, işten ayrılmadan önce tahminen 2008 yılında işe başladığını, tam bilmediklerini, bir süre ücretsiz izin kullandığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının sunulan belgelerdeki imzaların işyerinde çalışma anında formalite diyerek imzalatılan belgeler olduğunun beyan edilmesi, bozma sonrası dinlenen tanıkların halen işyeri çalışanı olup işverene ekonomik bağımlı oldukları, ortalama tahmini beyanda bulunduklarından bahisle bozma öncesi dinlenen bordro tanıklarının beyanlarına üstünlük tanınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiş olup, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; sunulan imzalı belgelere karşı, davacının, imzaların büyük bölümünün benzese de net olarak davacının eli ürünü olup olmadığının bilinmediği, tezgah başında çalışmakta olduğu meşgul zamanlarda bir takım evrakların imzalanması gerektiğinin söylenmesi sebebiyle incelemesine fırsat vermeden formalite evrak denilerek imzalatıldığına yönelik beyanı karşısında, sunulan belgelerden imzanın davacıya aidiyeti inkar edilenleri belirlenerek yöntemince imza incelemesi yaptırılmalı, imzanın davacıya aidiyeti belirlenenler ile hata-hile durumu öne sürülen yazılı belgeler için davacıya delilleri sorulup toplanmalı, aksi durumda yazılı belgelerin aksinin ancak eşdeğerde delillerle kanıtlanabileceği gözetilmeli, gerekli görüldüğü taktirde dava konusu dönemde aynı işveren nezdinde çalışan ve çalışmaları kayıt altına alınan, tarafsız, kişilerin tanıklığına başvurulmalı , bu aşamada re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalı ve böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy