.....
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamında ..... sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, emeklilik işlemlerine esas olmak üzere vergi kaydının oda kaydına uyarlanması suretiyle.....sigortalılığının tespitini talep etmiş olup; Mahkemece, 1479 sayılı Yasanın geçici 18. maddesi uyarınca kuruma süresinde başvurusunun olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde hükmün kapsadığı hususlar sıralanarak, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz yinelenmeksizin, isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, kuşku ve duraksama uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu bildirilmiştir. Anlaşılacağı üzere söz konusu düzenlemeler, yargıda netlik ve açıklık ilkesine uygun olarak kamu düzeni ve barışının sağlanmasını amaçlamaktadır.
İnceleme konusu davada, dava dilekçesi ile mahkeme hükmü birlikte değerlendirildiğinde, davanın konusu ve elde edilmek istenilen hukuki yarar yönünden belirsizliğin bulunduğu açıktır. Bu bakımdan; öncelikle dava dilekçesi yöntemince açıklattırılarak istem konusu net bir şekilde saptanmalıdır.
Bununla birlikte; dosya kapsamına göre, davacının, 01.08.1984 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescili yapılmış, aynı kanunun ek 19. maddesi gereğince 30.06.1986 tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulmuştur. 01.09.1977-20.02.1982 ve 01.08.1984-25.06.1993 tarihleri arasında vergi kaydı, 17.04.1986-25.05.2011 tarihleri arasında.....arihleri arasında......tarihleri arasında sicil kaydı olduğunun bildirildiği,
./...
-2-
29.03.2002 tarihinde kuruma başvurarak terk işleminin ticari faaliyetinin sona erdiği 25.06.1993 tarihi itibariyle yapılmasını, 26.05.2011 tarihli başvurusuna istinaden ise 5510 sayılı Yasanın geçici 17. maddesi kapsamında durdurulan sigortalılık süresinin ihya edilerek prim borcunun yapılandırılmasını istediği anlaşılmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu.....sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasanın 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde, zorunlu ..... sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır.
Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların ......sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan .....’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan..... ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği....igortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Davaya konu somut olayda; davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kuruma tescili bulunması karşısında; aynı Yasanın geçici 18. maddesi kapsamında süresinde başvurusu olmadığından bahisle hukuki nitelendirmede yanılgıya düşerek davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu açıktır. Mahkemece, çekişme konusu yapılan sigortalılık süresi ve davacının talebi belirlendikten sonra davacının sigortalılığının 30.06.1986 tarihi itibariyle beş yılı aşkın prim borcu olması nedeniyle durdurulduğu ve 26.05.2011 tarihinde yapılan ihya talebi de göz önüne alınarak, davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Yasanın Ek 19.maddesi ve 5510 sayılı Yasanın Geçici 17. maddeleri de dikkate alınmak suretiyle, talebe göre Kurumca kabul edilmeyen dönem tespit edilmeli, ihtilaf konusu olan bu
../...
-3-
döneme yönelik, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, araştırma yapılarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy