Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, oğlundan dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 25.06.2006 tarihinde ölen ...... sigortalısı oğlundan dolayı 01.11.2008 tarihinden, 26.06.1977 tarihinde ölen Bağ-Kur sigortalısı eşinden dolayı 01.10.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanan davacının, oğlundan dolayı aldığı aylığı kesilerek 01.11.2008-16.02.2012 tarihleri arasındaki dönemde yersiz ödenen aylıklar toplamı 23.610,51 TL adına borç kaydedilmiştir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 69. maddesi, ölen sigortalının ana babasına aylık bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde eş ve çocuklarına bağlanması gereken aylıklar toplamının, sigortalıya ait aylıktan aşağı bulunmasını temel koşul olarak öngörmekte, bunun yanında, anne ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlanmış olmasını ikinci koşul olarak aramakta iken; 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, anılan ikinci koşul (sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamış olması koşulu) kaldırılmış ve onun yerine, anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulunu getirmiştir.
Ölüm sigortasından aylık bağlama şartlarına ilişkin 66/c. maddesinde, “toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı” düzenlenmiş iken, Anayasa Mahkemesinin 06.01.2005 gün ve 2001/479 – 2005/1 sayılı kararı ile anılan hükmün “veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her
yılı için ortalama olarak 180 gün” bölümünün Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, 12/12/2006 tarihli ve 5561 Sayılı Kanunun 1.maddesi ile 66. maddenin “c” bendi yeniden düzenlenmiş ve böylece sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanabilmesi için, 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölmüş olma koşulu getirilmiştir. Aynı kanunun 3. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 93. madde ise, 66. maddesinin (c) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağını düzenlemiştir.
Somut olayda, davacının ...... sigortalısı oğlunun, 01.03.1975-25.06.2006 tarihleri arasında 965 primi ödenmiş günü mevcut ise de, davacının ölen eşinden dolayı,1479 sayılı Kanun kapsamında 01.11.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında davacıya oğlundan ölüm aylığı bağlanamayacağı açıktır.
Öte yandan; 5510 sayılı Kanunun 34/d maddesi hükmü, “(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./21.mad) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25'i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25'i oranında aylık bağlanır.” düzenlemesini içermekte olup, ölen eşinden dolayı ölüm aylığı almakta olan davacının, ölen oğlundan dolayı, 5510 sayılı Kanunun 34/d maddesi kapsamında da ölüm aylığına hak kazanamayacağı da belirgindir.
506 sayılı Kanunun Geçici 91/3. Maddesinde; “06.08.2003 tarihinden önce ölen sigortalıdan dolayı hak sahibi ana ve babaya; Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları nedeniyle gelir ve aylıkları kesilenlere, gelir ve aylığın kesildiği tarihe kadar yapılan ödemeler geri alınmaz. Ana ve babalardan Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaları nedeniyle Kurumca tahsil edilmiş olan tutarlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde talepleri halinde ilgililere aynen iade edilir.” hükmü öngörülmüş ise de; söz konusu düzenleme 06.08.2003 tarihinden önce ölen sigortalıların ana babalarına bağlanan aylıklar ile ilgili olup, davacının oğlunun 25.06.2006 ölüm tarihi dikkate alındığında anılan düzenlemenin davaya konu olayda uygulama yeri bulunmadığı da belirgindir.
Mahkemece, açıklanan tüm bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmaksızın, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy