Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının Murisinin 11.4.1990 ile 18.01.1994 tarihleri arasında davalı belediyede geçen sigortalı hizmetlerinin tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 3.11.2004 tarih ve 2004/42 Esas ve 2004/77 Karar sayılı dosyasının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı sebebe dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Zira, bu durumda Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 237. Maddesi (yeni 6100 sayılı HMK’nun 303.maddes)nde tarifini bulan (Kaziye-i Muhkeme) kesin hüküm söz konusudur.
Belirtmek gerekirse, bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması dava şartlarından olup bu durum kamu düzeni ile ilgili olması hasebiyle davanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de (re’sen) kendiliğinden nazara alınma zorunluluğu vardır.
Eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen dava dosyası incelendiğinde, davacının murisi ... tarafından 21.07.2004 tarihinde açılan dava dilekçesi ile 1990 ile 1993 yılları arasında 4 yıllık sigortalı hizmetlerinin tespitinin istendiği, mahkemece, davacının yüzüne karşı 3.11.2004 tarihinde verilen karar ile davanın reddedildiği, kararın davacı yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İş bu davadaki tespite konu süre ile, önceki davadaki tespite konu süreler karşılaştırıldığında, 31.12.1993 tarihine kadar olan süre yönünden istemin, kesin hüküm kapsamında kaldığı; ancak, 01.01.1994 ile 18.01.1994 tarihleri arasında kalan dönem bakımından kesin hükümden bahsetmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.