Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... (...) Sigorta A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı kurum, asıl davada, 29.07.1998 tarihinde meydana gelen trafik iş kazasında yaralanan sigortalıya artışlarla birlikte bağlanan gelir ve yapılan tedavi ile geçici iş göremezlik masraflarının rücuan tahsilini, birleşen davada ise yine aynı kaza nedeniyle sigortalıya yapılan tedavi masrafının rücuan tahsilini talep etmiş olup; Mahkemece, davalılardan ...’nın %75 kusurlu olduğundan bahisle talebe itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borcu ortadan kaldırmamakla birlikte, yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı defi, ancak, bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen zamanaşımı defi, yasal süresinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirmeye alınabilmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109’uncu maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin istemlerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı; tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımının, sigortacıya karşı da kesilmiş olacağı hüküm altına alınmıştır. Anlaşılacağı üzere maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, gelirin onay, giderlerin sarf ve ödeme günü
olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Bu kapsamda; ceza mahkemesince yargılanıp hakkında cezalandırma kararı verilen üçüncü kişi yönünden, Kurumun, ceza kararının kesinleştiği tarihte faili öğrendiği kabul edilmeli, cezalandırma kararının söz konusu olmadığı durumlarda ise yöntemince yapılacak araştırma sonunda tazminat yükümlüsünün kim olduğunun öğrenilme tarihi açıklıkla saptanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki,zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır.
Dava konusu somut olayda, davalı sigorta şirketinin asıl davada isteme konu edilen miktara karşı süresinde zamanaşımı definde bulunması karşısında, yukarıdaki düzenleme ve açıklamalar ışığı altında araştırma ve irdeleme yapılarak zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz karar verilmemesi isabetsizdir.
Bununla birlikte, Davacı Kuruma tanınan rücu hakkı, Kanundan doğan bağımsız bir rücu hakkı vasfında olup, tazmin sorumlularının, sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; Sigorta Şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamından poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktar, Kurumun rücu davasından önce sigortalı-hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; Sigorta Şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödediği miktar kadar sorumlu tutulmaması gerekir. Dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketi kazalıya harici ödeme yaptığı iddiasında bulunmuş, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde öngörülen poliçe limitinin tamamının ödendiği savunulmuş olup, tazminat makbuzu ve ibraname sunulmuştur.
Mahkemece; davalı sigorta şirketi yönünden, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle poliçe limiti kapsamında sigortalıya fiilen ödeme yapılıp yapılmadığı, dayanağı belgeler de getirtilerek, gerekirse sigorta şirketi kayıtları üzerinde inceleme yapılarak yöntemince araştırıldıktan sonra, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçeye dayalı akdi bir sorumluluk olması nedeniyle, trafik kazasında zarar gören kişiye yaptığı ödeme ölçüsünde akdi sorumluluktan kurtulacağı, poliçe limitinin tamamının ödenmiş olması durumunda ise, artık, sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin gözetilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmemesi isabetsizdir.
Kabule göre de; gerekli belgelerle ödeme için başvurulmaması halinde temerrüt ve faiz başlangıç tarihinin davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren başlaması gerektiği, davalı sigorta şirketinin, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumluluğunun poliçede yazılı sorumluluk
limiti ile sınırlı olmasına, bu bağlamda ilam harcı, avukatlık parası ve yargılama giderlerinden yükümlüğünün de poliçe limitiyle orantılı bulunmasına karşın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı sigorta şirketinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.