Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, eşinden boşanmasına rağmen fiilen birlikte yaşamayı sürdüren davalıya ödenen yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davacı Kurum tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının davalı borçlu tarafından icra takibine yapılan itirazın yetki yönünden yerinde olması sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, eşinden boşanmasına rağmen fiilen birlikte yaşamayı sürdüren davalıya ödenen yersiz aylıkların tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nde yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalı vekili, cevap dilekçesinde ve duruşmada yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Ödemiş İş Mahkemeleri olduğunu, icra dosyasında da yetki itirazında bulunduklarını ileri sürmüş, mahkemece, davacı Kurum tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının davalı borçlu tarafından icra takibine yapılan itirazın yetki yönünden yerinde olması sebebi ile reddine karar verilmiştir.
06.10.2004 tarih .../19-410 K:2004/471 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere; itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle, ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Bir icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise, önce, bu itiraz incelenip sonuçlandırılmalıdır. Zira yetki itirazı karara bağlanmadıkça ortada hukuken geçerli bir takip olduğu söylenemez. Bu nedenle, itirazın iptali davasını gören mahkeme, öncelikle, bu yönü inceleyip karara bağlamalıdır. Esasen itirazın iptali davasına bakma yetkisi takibin yapıldığı yer mahkemesine ait olduğundan mahkemenin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi zorunludur. Mahkeme, bu inceleme sonucunda kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır. Yine, mahkemenin açıklanan yönde
yapacağı inceleme ve değerlendirme bakımından kendi yetkisine yönelik bir itirazın bulunup bulunmaması da önem taşımaz. Açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda mevcut takip dosyasının tetkikinde icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinin de anlaşılması karşısında takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığının dolayısıyla davanın görülmesi gereken yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir.
Davacı Kurum vekili dava konusu işlemin... SGK İl Müdürlüğünce yapılmış olması nedeniyle, yetkili icra dairelerinin ve dolayısıyla mahkemelerin ... icra daireleri ve mahkemeleri olduğunu ileri sürerek davalının yetki itirazının reddini istemiş olup; Mahkeme ise; davalının adresinin “Ödemiş" olduğu, buna göre davacı Kurum tarafından, davalı borçlu aleyhine Ödemiş İcra dairelerinde takip başlatılması gerekirken,...’de takibe geçilmekle yetkisiz icra dairesinde takip yapıldığı, davalı yanca bu yönü ile icra takibine yapılan yetki itirazının yerinde olduğu kabul edilmiştir.
5510 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda anılan yasada hüküm bulunmaması nedeni ile yetkili mahkemenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa ilişkin genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. Bu çevrede, davanın, kural olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9 ve 17. maddeleri gereğince davalının bulunduğu yerde açılması gerekir. 01.10.2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 5 ve devamı maddelerinde yetki konusunda benzer düzenlemeler getirilmiş olup, 14. maddesinin (1). paragrafında “bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Diğer taraftan iş davalarının en kısa sürede sonuçlandırılması yasa hükmü gereği olup, konuya sosyal güvenlik açısından da bakıldığında yetkiye ilişkin genel usul kurallarının katı biçimde uygulanması, bu hukuk dalının amacı ile de bağdaştırılamaz. Yasaların olanak verdiği ölçüde olabildiğince kolaylaştırıcı olunmalıdır.
Uyuşmazlığa konu işlemlerin yürütüldüğü SGK Başkanlığı şubesinin bulunduğu yer icra dairesi veya mahkemesi yada davalının bulunduğu yer icra dairesi veya mahkemesi olmak üzere, davacı Kurumun bu icra dairesi veya mahkemelerden herhangi birinde takip başlatması ve dava açma imkânı bulunmakla ve davacının da seçimlik hakkını kullanarak SGK Başkanlığı şubesinin bulunduğu yer mahkemesi olan İzmir İş Mahkemesinde takip başlatıp ardından da iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; davalı ...’ın, aynı hukuki sebebe dayalı şekilde Kurum aleyhine açtığı “aylığının kesilmesine ve borç bildirimine dair işlemin iptaline” ilişkin dava da...1. İş Mahkemesinde görülmüş ve dava, 26/10/2011 günlü E.2010/877-K.2011/521 sayılı kararla lehine sonuçlanmış ise de; anılan mahkeme hükmü 21. Hukuk Dairesinin 01/04/2013 gün ve sayılı E.2012/836, K.2013/6331 sayılı ilamı ile “mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucun
davanın kabulüne karar verildiği” gerekçesiyle bozulmuş olup; yargılaması devam etmektedir.
Hal böyle iken; mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, Ödemiş İş Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle, dava ile ilgili olarak yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de; 6100 sayılı Kanunun 331/2. maddesindeki “görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.” şeklindeki düzenlemenin varlığı gözetilmeksizin, bu aşamada davacı aleyhine olacak şekilde vekâlet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.