Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı ... Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Davalıya ait özel bina inşaatının dış cephe sıva işini yürüten 2926 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki sigortalının 24.11.2008 tarihinde iskeleden düşerek yaşamını yitirmesi üzerine hak sahiplerine davacı Kurumca sosyal sigorta yardımları yapıldığı, bu kapsamda uğranılan zararı oluşturan bağlanan ölüm aylığının ilk peşin sermaye değeri, karşılanan tedavi gideri ve ödenen cenaze ödeneği toplamının fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak %10’unun 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince rücuan alınması için işbu davanın açıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılamada düzenlenen, gerçekleşen kazada davalının %60, sigortalının %40 oranında kusurunun bulunduğu görüşünü içeren bilirkişi raporu benimsenerek istem aynen hüküm altına alınmıştır.
1479 veya 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılar yönünden Kurumun açacağı rücuan tazminat davalarının yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Kanunun “Üçüncü kişinin sorumluluğu” başlığını taşıyan 63. maddesinde, üçüncü bir kimsenin suç sayılır davranışı ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli tüm yardımları yapacağı, ancak, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara rücu edileceği belirtilmiş olup, anılan madde 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 106. maddesiyle ilga edilmiş, buna karşılık meydana gelen boşluk söz konusu Kanunun 39. maddesiyle doldurulmuştur. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Uzun vadeli sigorta kolları bakımından üçüncü kişinin sorumluluğu” başlıklı 39. maddesinin birinci fıkrasında, üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan
üçüncü kişilere rücû edileceği öngörülmüştür. Anlaşılacağı üzere, Kurumun açacağı rücuan tazminat davalarına ilişkin olarak 1479 ve 5510 sayılı Kanunlarda farklı düzenlemeler yer almakta olup, öncelikle davanın yasal dayanağının belirlenmesi gerekmektedir.
Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm bulunmamakta ise de, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır, o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da ilke olarak geçmişe etkilidir. Şu durumda rücuan tazminat davaları bakımından 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinin, yürürlükte olmadığı 01.10.2008 gününden itibaren gerçekleşen olaylara uygulanamayacağı belirgindir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 39. maddesinin 01.10.2008 tarihi öncesinde meydana gelen olaylara uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gibi, maddenin, yukarıda sıralanan istisnai durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği de açık olduğundan sonuç olarak, 01.10.2008 gününden önce gerçekleşen olaylara 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi, anılan tarihten itibaren oluşan olaylara ise 5510 sayılı Kanunun 39. maddesi uygulanmalıdır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 39. maddesi olup, rücu alacağından sorumluluk için kasıt unsurunun zorunlu koşul olduğu göz önünde bulundurularak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yürürlükten kaldırılan 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi esas alınarak hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya geri verilmesine, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy