... adına Av. ... ile 1-Y... Çimento San. Tic. A.Ş. adına Av. ..., 2-... İnş. Nak. ve Taah. San. Tic. Ltd. Şti., 3-..., 4-... aralarındaki dava hakkında ... 1. İş Mahkemesinden verilen 04.07.2011 gün ve 2010/646 Esas, 2011/351 sayılı hükmün, Dairemizin 21.02.2013 gün 2013/3252 Esas, 2013/2783 Karar sayılı ilamı ile BOZULMASINA karar verilmiştir. Bozma sonrası, Mahkemenin verdiği 22.07.2013 gün ve 2013/163 Esas, 2013/422 Karar sayılı karar ile önceki kararında 6100 sayılı HMK’nın 373/(5). Maddesi uyarınca direndiği anlaşılmış olmakla ve Direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 373’ncü maddesinin (5). fıkrasında; “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (6) fıkrasında da; “(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.” şeklinde ifade edilmiş olmakla birlikte 5 Temmuz 2012 gün ve 28344 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 40. Maddesi ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2’nci Maddedeki;“ Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir.” şeklindeki düzenleme karşısında, direnme kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan ... Çimento San. Tic. A.Ş. vekili tarafından talep edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davalılardan teselsül hükümleri gereğince rücuan alınması istemine ilişkin olup, Mahkemece davanın kabulü ile 12.650,33 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, hükmün Dairemizce; davalıların toplam %50 oranındaki kusur ve sorumluluk durumuna göre, iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm gelirlerinin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerlerinin %26,53’ünün Kurum
tarafından açılan birinci rücu davasında hüküm altına alınarak kesinleştiği belirgin olmakla, işbu ikinci davada %23,47 oranındaki kusur farkına karşılık gelen 11.738,40 TL.nin karara bağlanması gerekirken, mahkemece kusur farkının saptanmasında hatalı yöntem kullanılarak fazla rücu alacağının hüküm altına alınması hususunda, bozulduğu belirgin bulunmakla, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü Yargıtay incelemesine konu olan karar, eski hükümde direnmeye ilişkin olup direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.