....
Dava, işkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davalı, davaya konu iş kazasının meydana geldiği maden ocağını taşeron olarak işlettiğini ileri sürmüştür. Dosyadaki belgelerden, maden ocağına ilişkin ruhsatın davadışı ......ait olup, anılan şirket ile davalı arasında, maden ocağının işletilmesine yönelik sözleşmenin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davada öncelikle halledilmesi gereken sorun; zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıyı çalıştıran davalı ile yukarıda belirtilen davadışı şirket arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin bir başka ifade ile, asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 Sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
./..
-2-
Mahkemece, davalı ile davadışı şirket arasındaki ilişki araştırılmalı; davalının alt işveren olduğunun belirlenmesi durumunda, meydana gelen iş kazasında asıl işverenin de işçi sağlığı ve işgüvenliği önlemlerinin alınması konusunda sorumluluğu bulunacağından, kusur oran ve aidiyetinin buna göre belirlenmesi gerekir.
2- Ayrıca, Mahkemece alınıp, hükme dayanak yapılan kusur raporunda; kusurun tamamının işveren davalıya ait olduğu belirtilmiş ise de; ceza davasında alınan kusur raporunda, sigortalıya da kusur verildiği gözetildiğinde, raporlar arasındaki çelişkinin yeniden alınacak kusur raporu ile giderilmesi gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy