Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 25.12.2002 tarihinden sonraki Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile, 23.03.2010 tarihli tahsis talebi ile hizmet birleştirmesi sonucu devredilen SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Kurum, 31.07.2003 tarihi öncesindeki dönemlerde, çakışan veya önceden başlayan 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığa üstünlük vererek, davacıyı, 22.03.1985-02.04.1985, 13.06.1985-14.05.1986, 26.11.1986-12.09.1991, 21.09.1992-08.10.1996 ve 01.08.2003-25.03.2010 (tahsis talep) tarihi arası dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı saymıştır. Çakışan 01.08.2005 – 30.09.2007 tarihleri arası dönemde, önceden başlayan Esnaf Bağ-Kur sigortalılığına geçerlik tanınmıştır.
Davacı, 25.12.2002 tarihinden sonraki dönemde Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olmadığını, 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı geçerli sayılarak, hizmet birleştirmesi ile devredilen SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiş; Mahkemece, davacının, 25.12.2002 tarihi sonrası döneme ilişkin primi ödenmeyen sigortalılığının, 1479 sayılı Kanunun ek 19 ve 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi gereğince durdurulması gerektiği belirtilerek, çakışan 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılıkları geçerli sayıp, hizmet birleştirmesi ile 01.04.2010 tarihinden itibaren devredilen SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
1479 sayılı Kanunun ek 19 ve 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapıldığı halde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıklarının, prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam karşıladığı ayın sonu itibariyle durdurulacağına ilişkin düzenleme gözetildiğinde; 25.12.2002 tarihi ile anılan Kanun maddesinin yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihi arası döneme ilişkin Bağ-Kur sigortalılığının durdurulduğunun kabulü yerindedir. Ancak, 01.10.2008 tarihi ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 25.03.2010 tarihleri arası döneme ilişkin olarak, davacının 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılıp-sayılmayacağı irdelenmeli; davacının, belirtilen dönemde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaları nedeniyle sigortalı olacağının esas alınması durumunda, 2829 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı tahsisinde Bağ-Kur sigortalılarının tahsise yeterli süre için prim borcu bulunmaması gerekmekte olup, davacının prim borcunun-bulunmadığı üzerinde durulmalı, varsa prim borçlarını ödemesi için davacıya mehil verilerek, yaşlılık aylığı yönünden ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy