Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 506 sayılı Yasanın kademeli geçişi düzenleyen geçici 81’inci maddesi kapsamında belirlenmesine yönelik olarak, ... ... sigortasına giriş tarihi olan 01.10.1979 tarihinin ...’de sigorta başlangıcı olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; 29.09.2006-31.03.2012 tarihleri arası dönemde 5 yıl 6 ay 2 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında ev kadınlığından isteğe bağlı ... sigortalısı olan davacı, 10.11.2006 günlü başvuru ve 18.10.2011 günlü ödemeyle ...’da geçen 01.10.1979-17.11.1982 tarihleri arası 1.126 (3 yıl 1 ay 16 gün) günlük yurt dışı çalışmasını 3201 sayılı Yasa uyarınca ve ... kapsamında borçlandığı; borçlanma sonrası 25.04.2012 tarihinden itibaren de 5510 sayılı Yasanın 4/1-a kapsamında sigortalılığın devam ettiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava ile davacı, yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 506 sayılı Yasanın kademeli geçişi düzenleyen geçici 81’inci maddesi kapsamında belirlenmesine yönelik olarak, ... ... sigortasına giriş tarihi olan 01.10.1979 tarihinin ...’de sigorta başlangıcı olarak tespitini istemiş; Mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının sigortalılık başlangıç tarihinin, yurtdışında çalışmağa başlanılan ve ... ... sigortasına da giriş tarihi olan 01.10.1979 olduğunun tespitine dair mahkeme kabulü; ... - ... ... Güvenlik Sözleşmesinin 29/4.maddesi, keza yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olacağını ve uygulama önceliği bulunduğunu düzenleyen T.C ...’nın 90.madde hükümleri uyarınca yerindedir. Ancak, anılan sigorta başlangıcına dair davacı isteminde, geleceğe yönelik olarak, yaşlılık aylığı tahsis koşullarının belirlenmesinde 506 sayılı Yasanın kademeli geçişi düzenleyen geçici 81’inci maddesinin uygulanmasına ilişkin şekilde, bir sigorta başlangıcı tespiti hükmü kurulması yerinde değildir. Çünkü tahsis koşullarının varlığı, tahsis başvuru tarihi itibarıyla, mevcut sigortalılık süreleri, yaş ve prim gün sayıları ile, tabi olunan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenebilecek bir durumdur. Kaldı ki, mahkeme kararlarının, infaza elverişli olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297’inci .maddesindeki (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389’uncu maddelerinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “iki tarafa tahmil ve bahşedilen haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılması” yönündeki usül hükümlerine uygun yazılması ilkeleri gözetildiğinde, mahkemenin yukarıda belirlenen tahsis değerlendirmesine ilişkin hükmünün, infaza elverişli olduğunu söylemek de mümkün değildir. 29.09.2006-31.03.2012 tarihleri arası dönemde 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi kapsamında sigortalı bulunan davacının, 10.11.2006 günlü başvuru ve 18.10.2011 günlü ödemeyle ...’da geçen 01.10.1979-17.11.1982 tarihleri arası 1.126 günlük yurt dışı hizmetlerini 3201 sayılı Yasa uyarınca ve 4/1-b maddesi kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde borçlanmış olması karşısında; davaya konu yapılmak istenilen hususun, yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesine yönelik olup olmadığı, davacıya açıklattırılmak suretiyle, açıklığa kavuşturulması gerekir. Yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesine yönelik davacı isteminin bulunması halinde; borçlanmada başvurulacak kuruluşları düzenleyen 3201 sayılı Yasanın 3’üncü maddesi (anılan maddenin 4958 sayılı Yasanın 56’ıncı maddesiyle yapılan değişik hali ile, yine aynı maddede 5754 sayılı Yasanın 79’uncu maddesiyle yapılan değişiklik sonrası hali), 3201 sayılı Yasaya 5754 sayılı Yasayla eklenen 5’inci maddenin dördüncü fıkrası, 3201 sayılı Yasının geçici 7’inci madde hükümleri birlikte değerlendirilerek yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy