Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin 25.04.1984 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Somut olayda; davacı, 25.04.1984 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece, işe giriş bildirgesi ile dinlenen yetersiz tanık beyanları esas alınarak davanın 25/04/1984 olarak kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuş ise de; sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin YHGK’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 Esas -2011/366 Karar sayılı, 21.09.2011 günlü 2011/527 Esas -2011/552 Karar sayılı gibi ilamları gözetildiğinde eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu; ayrıca işe giriş bildirgesinde davacının işe giriş tarihi olarak gösterilen tarihin 25.05.1984 olduğu belirgin olduğu halde, mahkemece işe giriş bildirgesine aykırı şekilde, davacının sigorta başlangıç tarihinin istem gibi, 25.04.1984 olduğunun tespit edildiği, anlaşılmıştır.
YHGK’nun belirtilen ilamlarında da bahsedildiği üzere, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.
Bu nedenledir ki, somut olayda, uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece, bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanunun 79. maddesinde belirtilen ve
sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumu çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile ... Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve ...’nın 60. maddesinde tanımlanan ... güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hakim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bunun için de bu tür davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalı, gereğinde komşu işyerlerinde çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında; davacının ileri sürdüğü çalışmanın gerçek ve fiili olup olmadığı, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacı adına işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olup olmadığı nüfus kaydı celp edilmek suretiyle saptanmalı; yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davalı Kurumdan alınacak bilgiye göre, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu, anılan işe giriş bildirgesine istinaden Kurumca sigortalıya verilen sicil numarasının sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı; dava dönemine ilişkin işverenin vergi kayıtları ve işverenin işyerinin Kurum kayıtları getirtilerek, işyerinin kapsamı ve niteliği araştırılmalı; davacının işyerinde hangi işte çalıştığı tespit edilmeli; davacının askerlik belgesi temin edilerek, dava dönemi ile askerlik döneminin çakışıp çakışmadığı saptanmalı; dava döneminde işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, komşu işyerlerinde çalışan kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığı yöntemince araştırılmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Kabule göre; davaya konu edilen işe giriş bildirgesine göre, davacının işe alındığı tarihin 25.05.1984 olduğu belirgin olduğu ve sigorta başlangıç tarihinin 25.05.1984 olarak tespitine karar verilmesi gerektiği halde mahkemece işe giriş bildirgesine aykırı biçimde, davacının istemi doğrultusunda sigorta başlangıç tarihinin 25.04.1984 olduğuna karar verilmiş olması da hatalı bulunmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.