Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.08.1982 olduğunun ve 01.06.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı için, davadışı işveren "... İnş. Taah. İş Adi Şirketi” ünvanı ve “...Yem Fab. Yatay Tekli Anbar İnş.” adresi yazılı işyerinden düzenlenen 01.08.1982 tarihli işe girişe dair bildirgenin 17.12.1982 tarihinde Kurum’a verildiği görülmüş; Kurum, işyerine dair kayıtların bulunamadığını belirtmiştir.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunup, davanın yasal dayanağını oluşturan Mülga 506 sayılı Kanunun 108. maddesi sigortalılık süresini düzenlemekte olup, sigortalılık niteliği taşımayan bir kimsenin sigortalılık süresinden de söz edilemez. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlaması ile edinilir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin
17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün ... 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Zira, ... Caddesinde pastahane ve fotoğrafçılık işyerleri olan ve komşu işyeri sahibi olduğu anlaşılan tanıklar, davacının, komşu market işyerinde çalıştığını beyan etmişler; işe giriş bildirgesinde ise, işyerinin inşaatla ilgili ve adresinin de tanıkların bulunduğu yerden farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; öncelikle, davaya konu işe giriş bildirgesinin düzenlendiği işlyerinin faaliyeti ve adresi şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmeli; talep edilen çalışma döneminde işyerinden Kuruma verilen dönem bordrosu olup-olmadığı yeniden araştırılarak, var ise dönem bordroları ilgili müdürlükten istenmeli, davacıdan birlikte çalıştığı kişiler sorularak, dönem bordroları veya hizmet cetvelleri getirtilerek, kayıtlı tanıklar dinlenmeli; işverenin bordrolarında Kurum kayıtlarına geçen tanık bulunamaz ise, işverenler veya davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve bildirge tarihinde anılan işyeri çalışanları zabıta marifetiyle tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı; bu yönde yapılacak araştırmadan da bir sonuca varılamadığı takdirde ise, davacı tarafından işe giriş bildirgesinin düzenlendiği işyerine ilişkin gösterilen tanıklar dinlenmeli; ifadeleri hükme dayanak kılınan tanıkların dava konusu yapılan tarihte iş yeri sigortalısı veya komşu iş yeri işvereni veya çalışanı olup-olmadığı kayıtlar ve gerektiğinde zabıta marifeti ile araştırılmalı; davalı Kurumdan, anılan kişilerin
../...
-3-
belirtilen tarihte sigorta bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu sorulmalı, iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile ücret bordroları getirtilmeli, Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, müfettiş raporları olup-olmadığı araştırılıp, elde edilen bilgilerin tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları göz ardı ederek, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy