......
Davacı, ....... giriş tarihi olan 21.11.1984 tarihinin .....’de sigorta başlangıcı olarak belirlenmesini, borçlanma talebi ve emekliliğin 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşın ikmal edildiği 16.04.1985 tarihi olduğunun tespitine, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma talebi ve emekliliğin 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilerek, dava kabul edilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A-Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinin, Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 16.04.1985 olduğunun tespitine dair mahkeme kabulü, ..... arasında imzalanan.... maddesinin 4’üncü bent hükmü, keza yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olacağını ve uygulama önceliği bulunduğunu düzenleyen.... 90’ıncı madde hükümleri uyarınca yerindedir.
B- 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma talebi ile yaşlılık aylığı tahsis işlemlerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine yönelik mahkeme kabulüne gelince ;
Yurtiçi çalışması bulunmayan davacı, 07.01.2009 günlü borçlanma talebi ve 03.03.2009 günlü ödemeyle ........’da geçen 29.02.1988-28.02.2008 tarihleri arası hizmetlerinden 7.200 günlük süreyi 3201 sayılı yasayla ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi kapsamında borçlanmıştır.
./...
-2-
Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79’uncu maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasının 3’üncü maddesi “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin ..... olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa .... çalışması varsa en son tabi olduğu .... müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.
Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır.”hükmünü içerirken;
Yine aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5’inci maddesine 4’üncü fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” Hükmü getirilmiştir.
Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3’üncü maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yasanın bu açık hükmü karşısında, artık borçlanılan sürelerin, mülga diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında bir sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Yani, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.
Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği haiz bulunmaktadır.
..... Sözleşmesinde, Türk sigortasına girişden önce,.....sigortasına girilmiş bulunması halinde,...giriş tarihinin, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği yönünde açık hüküm bulunurken; söz konusu Uluslararası sözleşmede, yurtdışında geçirilen çalışma sürelerinin, akit ülke mevzuatına göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi aşamasında, hangi sigortalılık niteliğine göre borçlanılabileceği
../...
-3-
konusunda açık ve özel bir düzenleme yer almamaktadır.
Anılan açıklamalar karşısında, yurtiçi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan davacının, .....’da geçen 29.02.1988-28.02.2008 tarihleri arası hizmetlerinden 7.200 günlük süreyi 3201 sayılı yasayla ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi kapsamında borçlandırılmasına dair Kurum işlemi yerinde olup aksini öngören mahkeme kabulü yerinde değildir.
C) Öte yandan kabule göre de, sigorta başlangıcına ilişkin davacı istemi yönünden, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, kabul gibi hüküm tesisi hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy