Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalı şirkete ait işverenlikte geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın HMK’ nun 19 ve 116/1-a maddeleri uyarınca yetki yönünden reddine, mahkemenin yetkisizliğine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7.maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir.
506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, davalı şirketin yetki itirazı kabul edilmiş ise de; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde; “İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz.” hükmü öngörülmüştür. Söz konusu düzenleme, uyuşmazlığın iş akdi veya İş Kanunundan kaynaklanması halinde geçerli bir kuraldır.
506 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda ise; yetkili mahkemeye ilişkin anılan yasada özel bir hüküm bulunmamakta olup, 5521 sayılı Kanunun 15. maddesindeki, “Bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenleme uyarınca yetki konusunun dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir.
Bu tür davalara; 6100 sayılı Yasanın yetki düzenlemesine ilişkin 5 ve devamı maddeleri ile 5521 sayılı Kanunun 5. maddesi hükümlerine göre; davalılardan herhangi birinin ikametgâhının bulunduğu İş Mahkemesi’nde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili Mahkeme, başka bir anlatımla iddia konusu hizmetin geçtiği yer Mahkemesi yetkilidir.
Somut olaya gelince; dava konusu edilen ve davacının tespitini istediği çalışmalarının Van ilinde geçtiği uyuşmazlık konusu değildir. Şu halde; davacının tespitini istediği çalışmalarının geçtiğini iddia ettiği yer mahkemesi olan Van İş Mahkemesinin de somut uyuşmazlığın çözümünde yetkili olduğu, ayrıca usul ekonomisinin de bunu gerekli kıldığı gözetildiğinde, işin esasına girilip varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, davanın sırf davalı şirketin merkez adresinin ...da olduğundan bahisle HMK’ nun 19 ve 116/1-a maddeleri uyarınca yetki yönünden reddine, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy