Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Davacı, sözleşme aylığının iptalini, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma istemi ile, askerlik süresinin borçlanılmasına dair talebinin kabulünü ve tam yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 09.11.2005 günlü tahsis başvurusu üzerine, 1980-1981 yılları arası 85 günlük SSK’lı çalışmaları ve yurt dışı sigortalılık süreleri üzerinden 01.12.2005 tarihinden itibaren sözleşme aylığı bağlanan davacının, 26.03.2009 günlü askerlik(1961-1964 yılları arası 3 yıl 6 aylık) borçlanma başvurusu, sözleşme aylığı sonrası askerlik borçlanması yapılamayacağından bahisle red edilmiştir. Öte yandan 03.03.2009 günlü yurt dışı hizmet belgesine göre, 23.03.1970-01.11.1973, 20.12.1973-31.12.1975 ve 03.02.1976-01.07.1978 tarihleri arası toplam 2.900 gün ... ülkesinde çalışma süresi bulunan davacı,26.03.2009 günlü borçlanma başvurusu ile, tam yaşlılık aylığı bağlanmasına yetecek kadar ...’da geçen yurt dışı sürelerini 3201 sayılı Yasayla borçlanmak istemiştir. Ancak davalı Kurum, 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmaya konu yapılabilecek yurt dışı süresini, sadece çalışma süresi (2.900 gün) olarak almış ve anılan çalışma süresinin borçlanılması halinde dahi aylık şartlarının oluşmayacağından hareketle bu istemi de reddi üzerine, eldeki bu dava açılmıştır. Davacı, sözleşme aylığının iptalini, ... ülkesinde geçen tüm yurt dışı sürelerinin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma istemi ile, askerlik süresinin borçlanılmasına dair taleplerinin kabul edilerek, tam yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir. Mahkemece, sözleşme aylığı sonrasında askerlik borçlanmasının yapılamayacak olması;giderek, 3201 sayılı Yasanın 9’uncu madde hükmü ile, ilgili yönetmelik hükümleri gereği ... Ülkesinde geçen çalışma sürelerinin arasında veya sonundaki bir yıla kadarki işsizlik sürelerinin borçlanmaya konu yapılamayacağından bahisle, davanın tümüyle reddine karar verilmiştir. Sigortalıların borçlanabileceği süreleri düzenleyen 5510 sayılı Yasanın 41’inci maddesi, er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen süreleri sigortalıların veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde aynı yasanın 82’nci madde hükmüne göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri halinde borçlanabileceklerini öngörmüş olup; anılan yasal düzenleme de, ...-... arasındaki ... güvenlik sözleşmesi hükümlerine göre sözleşme aylığı alanların, aylık bağlanma işlemi sonrasında askerlik borçlanması yapamayacağı yönünde engelleyici bir düzenleme yer almamaktadır. Şu halde, davacı sigortalının 1961-1964 yılları arası askerlik süresini borçlanabilmesi mümkün olup, aksini öngören Mahkeme kabulü hatalıdır. 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma istemine gelince; Yurt dışında bulunan ... Vatandaşlarının, yurt dışında geçen sürelerinin ... güvenlikleri bakamından değerlendirilmesine dair 3201 sayılı Yasanın konuya ilişkin 1’inci maddesinde; anılan yasa kapsamında borçlanmaya konu yapılabilecek yurt dışı süreleri “…belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreler” olarak belirtilmiştir. Aynı Yasa’nın kısmi aylıkları düzenleyen 9’uncu maddesi ise, ... güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle ... güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların, talep etmeleri halinde, aynı yasanın 4 üncü madde hükmüne göre tahakkuk ettirilen borçlarını tamamen ödemiş olmaları şartıyla kısmi aylıkların, borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa çevrileceğini; bu uygulamada borç miktarının tahakkukunda, sözleşme akdedilen ülkenin sigorta kurumlarınca gönderilmiş olan hizmet cetvelindeki, tam aylığa yeterli olan gün sayılarının nazara alınacağını; ancak, istek halinde hizmet cetvelindeki gün sayılarının tamamının borçlanmaya konu yapılabileceği öngörülmüştür. Söz konusu madde içiriğinde de belirtildiği üzere, madde kapsamında borçlanmaya konu yapılabilecek yurt dışı süreleri “akit ülkenin sigorta kurumunca gönderilmiş olan hizmet cetvelindeki gün sayıları” olarak tanımlanmıştır. Yasa metninde belirtilen “hizmet cetvelindeki gün sayıları” tabirini, sadece, yurt dışında geçen “çalışma sürelerine” indirgemek, yasanın amaç ve kapsamına aykırı olacağı gibi; aynı yasanın yukarıda belirtilen 1’inci madde hükmünün varlığı karşısında, anılan tabirden amaçlananın, aynı Yasanın amaç ve kapsamını düzenleyen 1’inci maddesinde öngörülen “belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri” olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Somut olayda; ...Büyükelçiliği ... ve ... ...Müşavirliğinin 03.03.2009 günlü yurt dışı hizmet belgesinde, davacının , 23.03.1970-01.11.1973, 20.12.1973-31.12.1975 ve 03.02.1976-01.07.1978 tarihleri arası toplam 2.900 gün ... ülkesinde çalışma süresi olduğu belirtilmiş ise de; anılan belgenin, sigortalının müşavirliğe ibraz ettiği kayıtlara göre tanzim edilmiş olması,ibraz edilen kayıtların niteliğinin bilinmemesi ve yasada öngörülen “akit ülkenin sigorta kurumunca düzenlenmiş hizmet cetveli” niteliğinde bulunmaması karşısında, anılan hizmet belgesinin yeterliliğinden bahsedilemez. Şu halde yapılması gereken iş, ... yetkili sigorta kurumundan, davacının yurt dışı sigortalılık sürelerini gösterir hizmet cetveli getirtilerek,tercümesi yaptırılmalı; 3201 sayılı Yasanın 1’inci madde hükmü kapsamında borçlanmaya konu yapılabilecek yurt dışı süresi, davacı istemi de dikkate alınarak usulünce belirlenmeli, bilahere 26.03.2009 günlü borçlanma talep tarihindeki prime esas asgari kazanç üzerinden ve usulünce saptanacak borçlanma bedelinin ödenmesi verilecek mehille sağlanmalı ve tahsis istemi hakkında bir karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy