Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Davacı, 01.08.1995-05.11.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddeleridir.
20.08.1992 tarihli giriş bildirgesi ile 24.07.1992 tarihinden itibaren anonim şirket kurucu ortaklığına dayalı olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil edilen davacının, 15.08.1995 tarihli anonim şirket genel kurul tutanağında isminin üzerinin çizilmesi nedeni ile bu tarih itibariyle hisselerini devrettiği için sigortalılık niteliğini kaybettiği gerekçesi ile Kurumca anılan tarih itibariyle sigortalığının sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde “Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları”nın sigortalı sayılacakları hüküm altına alınmıştır.
Davacının kurucu ortak olduğu ... Kimya Su Arıtma Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ana sözleşmesinin 7. maddesinde, şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu belirtilerek 8. maddede hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinin TTK’nın 415. maddesine göre yapılacağı ve teslim ile hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. İhtilaf konusu dönemde yürürlükte bulunan TTK’nın 415. maddesi ise “Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder.” hükmünü içermektedir.
Hâl böyle olunca, mahkemece, davacının 15.08.1995 tarihinde anonim şirket kurucu ortaklığının dayanağı olan hissesini devredip etmediği araştırılarak, hisse devrinin kime yapıldığı belirlenerek, davacının eşi olan ve genel kurul tutanağında davacının ismi çizilerek ismi yazılan ...’ın eşinin hisselerini devralmadığını da beyan etmesi karşısında, 1479 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirket kayıtları araştırılarak, asaleten genel kurula katılarak diğer paydaşlar adına imza atan ... ile genel kurula asaleten katılan diğer paydaşların gerektiğinde beyanlarına başvurularak, gerektiği halde alanında uzman bilirkişi vasıtası ile celp edilecek kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, davacının hisse devrinin bulunup bulunmadığı araştırılarak bu çerçevede1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem, kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıdan alınmasına, 27.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy