Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2012/805-2013/27
Davacı, Türkiye’deki sigorta başlangıcı tarihinin...’da işe başladığı tarih olduğunun ve 25.06.2012 günlü borçlanma isteminin, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde sayılması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yurtiçi çalışması ve sigortalılık tescili bulunmayan 01.02.1955 doğumlu davacının, 25.06.2012 günlü borçlanma başvurusuyla,... Ülkesinde geçen yurt dışı sürelerini 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde borçlanmak isteği, ancak 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde mümkün denilerek, reddi üzerine eldeki bu dava açılmıştır.
Mahkeme, sigortalılık başlangıç tarihinin 05.04.1994 olduğunun, yurt dışı borçlanması olarak ödenecek primlerin 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında sayılması gerektiğinin tespitine ve aksi kurum işleminin iptaline karar vererek, davayı kabul etmiştir.
Mahkemenin, borçlanmaya konu yapılabilecek yurt dışı sürelerinin, 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında sayılması gerektiğinin tespitine yönelik hükmü ile, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan,... emeklilik sigortasına ilk giriş tarihi olan 05.04.1994 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınması gerektiğine yönelik hükmü, eksik incelemeye dayalıdır.
Davada uyuşmazlık, yurtiçi çalışması ve sigortalılık kaydı bulunmayan, 05.04.1994 tarihinden itibaren...’da hizmet aktine dayalı olarak çalışan ve ...’da geçen yurt dışı sürelerini 3201 sayılı Yasaya göre ve 5510
./....
-2-
sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlanabilmesinin mümkün olup olmadığı; giderek, henüz usulünce yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan,... emeklilik sigortasına giriş tarihi olan 05.04.1994 tarihinin, Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınıp alınamayacağına ilişkindir.
a)Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasının 3.maddesi “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin ... vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.
Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır.”hükmünü içerirken;
Yine aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine 4.fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” Hükmü getirilmiştir.
Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3.maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece, Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yasanın bu açık hükmü karşısında, artık borçlanılan sürelerin, mülga diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında bir sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Yani, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-b madde kapsamındaki sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.
Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği haiz bulunmaktadır.
../....
-3-
...... Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde, sigorta başlangıcına ilişkin açık hüküm bulunurken; söz konusu Uluslararası sözleşmede, yurtdışında geçirilen çalışma sürelerinin, akit ülke mevzuatına göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi aşamasında, hangi sigortalılık niteliğine göre borçlanılabileceği konusunda açık ve özel bir düzenleme yer almamaktadır.
O halde davacının, uyuşmazlığa konu yurt dışı sürelerini 3201 sayılı uyarınca, ancak 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlanabilmesi mümkün olup aksini öngören mahkeme kabulü hatalıdır.
b)Diğer taraftan, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, sigorta başlangıcına ilişkin hüküm de eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışında geçen çalışma sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilebilmesi amacıyla,çalışan sayısının yoğunluğu, ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmişlik düzeyi gibi kriterler dikkate alınarak çok sayıda devletle sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ve anayasal yönteme uygun biçimde yürürlüğe konulmuş olup, bunlardan birisi de “Türkiye Cumhuriyeti ile... Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’dir.”
Gerçekten anılan 07.04.1969 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 01.10.1969 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile... Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Yaşlılık,Malullük ve Ölüm(aylıklar)” başlıklı üçüncü bölüm ikinci kısım ikinci fasılda düzenlenen konuya ilişkin 21’inci madde hükmü “..b) Bir kişi Türkiye’de sigortalı olmadan önce... mevzuatına göre emeklilik sigortasına tabi olmuş ise, ... mevzuatının uygulanmasında...’daki sigortalılığın başlangıcı, sigortaya ilk giriş tarihi olarak kabul edilir.” Hükmüne yer vermiş ise de, söz konusu madde hükmünü, yurt dışında geçen sürelerin, sosyal güvenlikleri bakımından borçlanma yasaları kapsamında borçlanılarak değerlendirilmiş olma haliyle birlikte değerlendirmek gerekir.
Nitekim 3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan ... Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi hakkındaki Yasanın, amaç ve kapsamı düzenleyen 1. maddesine göre de; yasada gösterilen yurt dışı sürelerin, aynı yasanın 2.maddesinde belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim, kesenek ve karşılık ödenmemiş olması ve istek halinde , 3201 sayılı Yasa hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde;... emeklilik sigortasına 05.04.1994 tarihi itibarıyla girişi bulunan davacının, anılan yurt dışı
çalışma süresine ilişkin olarak henüz geçerli bir borçlanmanın yapılmamış olması karşısında,... emeklilik sigortasına giriş tarihinin, ... sigortasına giriş tarihi olarak alınabilmesi mümkün değildir.
Şu halde yapılması gereken ; davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, ... emeklilik sigortasına giriş tarihini(somut olayda 05.04.1994) içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, herhangi bir yurtiçi sigortalılığı olmadığından 5510 sayılı Kanunun 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.