Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde istemin henüz usulüne uygun olarak düzenlenmiş ödeme emri olmaması gerekçesiyle dava şartı bulunmadığından bahisle, davanın usulden reddine, karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Her ne kadar dava ödeme emrinin iptali istemi ile açılmışsa da; dava dilekçesine ekli ve iptali istenen kurum işleminin yersiz ödenen aylıkların istirdatına ilişkin olan borç bildirim belgesi olduğu, buna göre eldeki davanın kurum işleminin iptali ile menfi tespit istemli olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı hakkında gönderilen bir ödeme emri bulunmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiği, oysa ki eldeki davanın “kurum işleminin iptali ile menfi tespit davası” olduğu gözetildiğinde, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır.
2- Kabule göre de; 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinde, bu Kanun hükmünün uygulanmasıyla ilgili çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesinde İş Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde, İş Mahkemelerinde sözlü yargılama usulünün uygulanacağı hüküm altına alınmış ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı ve basit yargılama usullerine yer verilerek, Kanunun 447. maddesinde de diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hallerde, bu Kanunun basit yargılama ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu durumda artık, iş mahkemelerinde basit yargılama usulünün uygulanması gerekecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun basit yargılama usulünün düzenlendiği altıncı kısmında yer alan 320. maddenin birinci fıkrasında, mahkemenin, mümkün olan hallerde, tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği belirtilmiş ise de; somut olaya ilişkin uyuşmazlığın, ön inceleme ve tahkikata ilişkin duruşma açılıp, işin esasına girilerek çözümlenmesi gerekirken; Mahkemenin duruşma açılmaksızın dosya üzerinde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davanın esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin, bu yönlerini amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve sair itirazlar incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy