Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı adına davalı işyerinden 09.03.2007 ve 11.10.2007 işe giriş tarihli bildirgelerin verildiği, 09.03.2007 – 09.10.2007 ile 11.10.2007 – 06.04.2009 tarihleri arasında Kuruma tam gün üzerinden bildirilen hizmetlerinin ve ihtilaf konusu dönemi kapsar şekilde 03.01.2002 – 07.03.2007 tarihleri arasında dava dışı işyerlerinden kesintili bildirilen çakışan hizmet sürelerinin bulunduğu anlaşılmakta olup, 05.06.2000 – 06.04.2009 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bildirim bulunmayan 03.01.2002 tarihinden öncesine ait dönem yönünden, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı, 03.01.2002 tarihinden sonrasına ait dönem yönünden ise, dava dışı işyerlerinde geçen çakışan hizmet süresinin bulunduğu, 03.01.2002 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olduğu ve davalı işyerinden çalışmalarının tamamının Kuruma bildirildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması gerekmektedir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle, bildirim bulunan dönem yönünden; davacının işe giriş bildirgelerine ve hizmet cetveline göre, davalı şirketi münferiden temsile yetkili şirket müdürü Levent Kanay'ın işveren olarak isminin bulunduğu işyerlerinden ihtilaf konusu dönemi kapsar şekilde çakışan sigortalılık süresinin bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu işyerleri ile davalı şirket arasında organik bir bağın bulunup bulunmadığı araştırılmalı, şirketlerin ortak ve yetkililerinin kimler olduğu ilgili ticaret sicil memurluğundan sorulmalı; sonrasında, dosya içeriğine ve özellikle tespite konu işyerinin niteliğine ( resmi bir işyeri olmamasına) göre, davacının iddiasını her türlü delille ispatlaması mümkün olup, bildirim bulunan ve bulunmayan dönem yönünden; ihtilaf konusu döneme ait dosya içerisinde yer almayan aylık prim ve hizmet belgeleri Kurumdan getirtilmeli, davacının çalışmalarını bilebilecek durumda olan, çalışmaları kayıtlara geçmiş ve işverene karşı açtığı davası bulunmayan kişilerden kanaat edinmeye elverişli sayıda olanlar re'sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, bu yönde yapılan araştırma yeterli olmaz ise, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re'sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı; varsa işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası getirtilmeli ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı; böylelikle; davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 28.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy