Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, murisi olan Hasan Kaynak’ın davalılar adına kayıtlı işyerinde 1.2.1997 – 25.7.1999 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kabulü ile davacının murisi...’ın 1.2.1997 – 25.7.1999 tarihleri arasında davalılar nezdinde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, dosyada mevcut deliller sübut konusunda tam bir kanaat ortaya koymamakta, mahkemece hakdüşürücü süre değerlendirmesi yapılmadığını göstermektedir.
5510 sayılı ... Sigortalar ve ... Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan ... güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Şu halde yapılması gereken iş, davanın kamu düzenini ilgilendirir bir dava olduğu ve re’sen araştırma ilkesi kapsamında olduğu gözetilerek, davacı tarafça davalılara ait işyerinde çalışıldığının belirtilmesi, ancak davacının murisinin 21.8.1997 – 22.2.1999 tarihleri arasında tespiti istenen sürelerin içinde kalacak şekilde askerlik hizmetini ifa etmesi, davacı tarafça murisin bu sebeple işten ayrılması ve dönüşte yeniden işe başlamasıyla ilgili bir beyanatta bulunulmaması karşısında;
Talep edilen dönem içinde davacı murisinin askerlik hizmetini ifa ettiğinin belirgin olmasına göre, bu dönemi de kapsar şekilde hizmet tespiti kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gözetilerek, murisin askerlik için ne zaman işten ayrıldığı, askerlik dönüşü yeniden ne zaman işe başladığı belirlenmeli, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak yukarıda belirtilen ilkeler gereği hakdüşürücü süre araştırması ve değerlendirmesi yapılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.