Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, zorunlu ... sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilamına uyularak kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı; biçer döver işletmeciliği nedeniyle, 01.01.1991 tarihli vergi kaydı ve 03.03.1992 tarihli oda kaydına istinaden 01.01.1991 tarihinden itibaren kesintisiz olarak, ... sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece, ... 1. Asliye (İş) Mahkemesi'nin 2011/117 Esas ve 2011/353 Karar sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.Bozma ilamında da belirtildiği üzere; kesin hüküm, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesi ile düzenlenmiş olup, anılan düzenleme ile, "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder "hükmü getirilmiştir.
Bozma sonrası, Mahkeme tarafından, ilk hüküm şekli anlamda kesinleştirilmiş ise de; maddi anlamda kesin hüküm oluşup oluşmadığı veya hangi süre bakımından kesin hüküm oluştuğu konusunda yeterli araştırma ve irdeleme yapılmamıştır.
Maddi anlamda kesin hüküm bulunabilmesi için; ilk davadaki hüküm fıkrası ile ikinci davadaki talep sonucunun aynı olması gerekir.Buna göre, ilk davada uyuşmazlık konusu olmayan dönem bakımından, ikinci davada kesin hüküm oluşmayacağı kabul edilmelidir.
Buna göre kesin hüküm olduğu kabul edilen ... 1. Asliye (İş) Mahkemesi'nin 2011/117 Esas ve 2011/353 Karar sayılı dava dosyasında; davacının
1.1.1991 tarihinden itibaren zorunlu sigortalılık süresinin tespiti istemi ile dava açtığı; Kurumun dava tarihi itibariyle; 01.03.1999 tarihi itibariyle başlattığı 2926 Sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın 31.03.1999 tarihi itibariyle ek 19. madde uyarınca durdurduğu, ve 1.5.2008 tarihinde yeniden başlatılarak 24.8.2008 tarihinde sona erdirdiği ve en son 8.1.2009 tarihinde yeniden başlattığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemece yapılması gereken iş, durdurulan sigortalılığın ihyası halinde ihyaya esas süreyi Kuruma sormak ve buna göre:, ilk dava tarihi itibariyle uyuşmazlık konusu olmayan süreyi tespit ederek, kalan süre bakımından kesin hüküm oluştuğuna hükmetmektir.
Kesin hüküm oluşmayan dönem bakımından ise, biçer döver işletmeciliğinin Kurum kabulünün aksine ticari faaliyet olduğunu gözetmek ve ticari faaliyetin kesintisiz devam edip etmediği araştırılarak, ticari faaliyet dönemi bakımından 1479 Sayılı Yasa'nın 24. Maddesi'nin 3165 Sayılı Yasa ile değişik haline göre sigortalılık koşullarını irdelemek ve tarımsal faaliyet olan dönem bakımından ise 2926 Sayılı yasa kapsamında sigortalılık koşularının oluşup oluşmadığını irdeleyerek yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy