Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, mahkeme hükmündeki maddi yazım hatasının tavzihen düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum tarafından, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların tahsili amacıyla açılan davanın yargılaması sonucunda verilen kararda, “Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, 1-66.719,62 TL PSDG alacağının onay tarihi olan 27/05/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-88,31 TL cenaze giderinin 11/04/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” hükmedilmiş ve davalılarca temyiz edilen karar, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 2012/17560 Esas, 2012/20303 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davalı ...Ş.’nin temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilerek, diğer davalı ... Genel Müdürlüğünün temyiz itirazları ret edilerek ile onanarak kesinleşmiştir.Davalı ...Ş.’nin, hükmün gerekçesinde davalı ... şirketinin kusur oranında ve poliçe limitiyle sorumlu olduğunun belirtilmesine hükmün sonuç kısmında ise zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutuldukları için, hüküm fıkrasına “davalı ... şirketinin poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere” ibaresinin tavzihen eklenmesi istemi, mahkemece “... hükmün icrasında tereddüt oluştuğu...” gerekçesinden hareketle kabul edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Tavzihi” başlığını taşıyan 305. maddesi “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükümlerini içermekte olup, hükmün tavzihi, ancak maddede belirtilen şartların mevcudiyeti halinde mümkündür. Mahkemenin yukarıda belirtilen tavzihe konu kararında anılan maddede düzenlenen hükmün tavzihi şartlarının varlığından bahsedilemez. Ayrıca anılan maddenin 2. fıkrası hükmü karşısında da, taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, davalıya yüklenen borcun sınırlandırılması niteliğindeki tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy