Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali; birleşen dava ise, itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.03.2012 gün ve 6-97, 203 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297) maddesinde belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 297. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." Aynı kural, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298.) maddesinde de tekrarlanmış; HUMK.nın 381. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294.) maddesinde ise “kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Nitekim, uzun süre uygulanan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381, 388 ve 389. maddelerinde de yer alan benzer hükümler nedeniyle, Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.1991 gün 323/391; 10.09.1991 gün 281/415; 25.09.1991 gün 355/440; 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4; 30.12.2009 gün ve 2009/2-595-2009/603; 10.11.2010 gün ve 2010/20 - 626-2010/568; 13.07.2011 gün ve 2011/13 - 516-2011/529 sayılı kararları).
Somut olayda, aynı mahkemenin, 2011/432-591 sayılı birleşen dava dosyası hakkında açık hüküm kurulmaksızın, tereddüt ve ihtilaf yaratacak şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 10/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.