Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1989 yılından itibaren esnaf Bağ-Kur sigortalılık süresinin belirlenmesi ile 6111 sayılı Kanun dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, büfe işletmeciliği faaliyetinden dolayı 22.3.1989-12.5.1989 ve 02.10.1991-30.4.2000 (nakil), 01.5.2000-31.12.2003 tarihleri arasında, hediyelik eşya faaliyetinden dolayı, 01.01.2008-14.4.2011 tarihleri arasında vergi kayıtlarının bulunduğu; 02.02.1999-13.8.2005 tarihleri arasında sicil kaydı, 02.02.1999-05.8.2005 tarihleri arasında oda kaydının varolduğu, 23.9.2003/ 39144 varide tarih- sayılı giriş bildirgesi ile 04.10.2000 tarihi itibariyle tescil edildiği, 31.12.2003 tarihinde terkin edilip 01.01.2008 tarihinden itibaren yeniden başlayan vergi kaydı sebebiyle, anılan tarih itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında yeniden tescil edildiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Kanun’un 26. maddesi sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini, aynı Kanunun 25. maddesi ise, yasal şartların gerçekleştiği tarihte sigortalılığın kendiliğinden başlayacağını hüküm altına almıştır. Öte yandan, yasakoyucu, 26. madde ile sigortalılara, 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak yükümünü getirmiş, tescillerini yaptırmayanlar hakkında ise, Kurumca resen tescil işleminin yapılacağı emredici şekilde kurala bağlanmıştır.
1479 sayılı Kanunda, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için kural olarak hizmet tespiti davası açılmasının mümkün olmadığını dikkate alan yasa koyucu, sigortalılık niteliğini taşıdıkları hâlde Kuruma tescil edilmemiş kişilere zaman zaman tescil imkânı tanınmış ve ayrıca istek hâlinde primi ödenmek şartıyla geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesi ile kayıt ve tescilsiz sigortalılara 04.10.2000 tarihinden itibaren yeniden tescil imkânı getirilmiş, ancak söz konusu Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi’nce daha sonra iptal edilmiştir.
02.08.2003 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddesi, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesindeki hükmü tekrarla sigortalılık niteliğini taşıdıkları hâlde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara yeni bir imkân getirmiştir.Geçici 18. maddesi; “Sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49. ve ek 15. maddelerine göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağını yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir” hükmünü getirmiştir.
Davacının 02.08.2003 öncesi kuruma giriş bildirgesi verilmesi ya da prim ödemesi yok ise de, giriş bildirgesinin verildiği tarihte aynı zamanda vergi borçlanması talebinde de bulunduğu, nitekim Kurum tarafından, 3291 günlük borçlanma tahakkukunun gerçekleştirildiği, ancak dosya kapsamından, Kurumun ne kadarlık borç çıkardığı, davacının bu borcun ne kadarını, süresinde ödeyip ödemediği hususlarındaki tereddüt giderilememiştir.
Mahkemece yapılacak iş, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere, kısmi borçlanmanın mümkün olduğu da gözetilmek suretiyle, dayanak belgelerin asılları ya da okunaklı suretleri taraflardan getirtilerek, davacının süresinde yaptığı ödemelerin karşılık geldiği süreleri belirlemek, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Yapılacak değerlendirmede, geçerli olan ve prim borcu bulunan sigortalılık süreleri hakkında uygulanabilen 6111 sayılı Kanunun vergi borçlarını kapsamadığı gözetilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olup usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy