... Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ... ile 1) ... adına Av ... 2) ... 3)... İnş Tur ... San Tic Ltd aralarındaki dava hakkında ... 1. İş Mahkemesinden verilen 14.12.2011 gün ve 391-604 sayılı hükmün, Dairemizin 15.03.2012 gün 5097/4994 sayılı ilamı ile BOZULMASINA karar verilmiştir. Bozma sonrası, Mahkemenin verdiği 20.02.2013 gün ve 2012/349-2013/94 sayılı karar ile önceki kararında 6100 sayılı HMK’nın 373/(5). maddesi uyarınca direndiği anlaşılmış olmakla ve Direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 373’ncü maddesinin (5). fıkrasında; “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (6) fıkrasında da; “(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.” şeklinde ifade edilmiş olmakla birlikte 5 Temmuz 2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 40. maddesi ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2’nci maddedeki;“ Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir.” şeklindeki düzenleme karşısında, direnme kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davacı Kurum avukatı tarafından talep edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün Dairemizce “kusur raporlarında davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın korunmadığı”ndan bahisle bozulduğu, Mahkemece, direnme kararı verildiği, anlaşılmakla, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü Yargıtay incelemesine konu olan karar, eski hükümde direnmeye ilişkin olup direnme Dairemizce yerinde
görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, Üye ...'in muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ın oylarıyla ve oyçokluğuyla, 19.04.2013 gününde karar verildi.
../....
-3
KARŞI OY
Davacı ... tarafından, 31.03.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu, sigortalısı Bülent Erdem'in vefat etmesi nedeniyle, hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirin rücuan tahsilini davalılardan talep etmiştir.
Mahkemece, davalı Yöre İnşaat Turizm Otomotiv Sarrafiye Sanayi Ticaret Ltd. Şti. %60, sigortalı %40 oranında kusurlu bulunarak, işveren şirket yönünden davanın kabulü, diğer davalılar yönünden kusur verilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar sadece ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 04.04.2011 tarihli Bozma İlamı ile, kesinleşen ceza davasında ... ve ...'nun cezalandırılmasına karar verildiği, Borçlar Kanununda 53. madde uyarınca, hukuk hakiminin ceza davasında kesinleşen maddi olgularla bağlı olması nedeniyle yeniden kusur raporu alınarak ceza davasında mahkum olanlara da bir miktar kusur verilmesi gerektiği yönünde karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozma ilamına uyularak bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınmıştır. Bu rapora göre, davalı şirket %60 oranında (bu kusurun %10'luk kısmının ...'na ait olacağı), ... %1 oranında ve sigortalı da %39 oranında kusurlu bulunmuştur. Bu oranlar kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sayın Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, ilk kararda %60'lık kusur oranını temyiz etmeyen işveren şirketin yeniden kusur oranının belirlenmesinde davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hakkın kapsamı noktasındadır.
Daire çoğunluğu, ilk kararı temyiz etmeyen ve Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak nedeniyle davalı şirketin kusur oranının en az %60 oranında olacağı, yine ikinci kararı temyiz etmeyerek kesinleşen %10 kusurlu ... ile %1 kusurlu ...'in kusuru ile birlikte davalıların toplan kusurunun %71 oranından aşağı olamayacağı görüşündedir.
İlk kararda, davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hakka konu kusur oranı %60 tır. Bozmadan sonra alınan kusur raporunda, bozma ilamına uyulması, ceza davasında mahkum olması nedenleriyle davalı işveren şirketin kusurunun %10'u müteahhit şirketin yetkilisine verilmiştir. Ceza davasında tüzel kişilere kusur verilememektedir. Bu nedenle şirket yetkilisi kusurlu bulunmuştur. Eldeki davada ise bilirkişiler tarafından, sigortalıyı çalıştıran işveren şirketin sorumluluğu irdelenmiş ve kusur verilmiştir. İşveren şirketin yetkililerinin kusur sorumluluğu, tüzel kişilikten ayrı değerlendirilebildiği gibi tüzel kişiliğin sorumluluk oranı içinde müşterek olarak da değerlendirilebilir. Her iki halde toplam kusur, işveren kusurunu oluşturmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, %40 olan sigortalı kusuru %39 olarak değerlendirilmiş, müteahhit şirketin yetkilisinin sorumluluğu ise şirket tüzel kişiliğinin %60 kusur oranının içinde değerlendirilmiştir. Toplam işveren kusuru değişmemiştir. İş kazası nedeniyle işveren şirketin kusuru belirlenirken, önceki raporda yetkilisinin de kusuru işveren kusuruna dahil edilmişken sonraki raporda
.../....
-4-
işveren tüzel kişiliğin ve yetkilisinin kusur oranları ayrıştırılmıştır. Bu durumda yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. %60 oranında işveren kusuru yönünden davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hak da korunmuştur. Aksi takdirde şirket yetkilisine verilen %10 kusur da davalılar kusuruna ilave edilecek olursa bu sefer kusur toplamı %100'ü aşacak ve %39 sigortalı kusurunun azaltılması gerekecektir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, mahkemece yeniden belirlenen kusur oranları oluşa ve usulü kazanılmış hakka uygun olduğundan yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
ÜÇ.
K.Şefi:T. CÖMERT
T.H. : Selin KAN
Full & Egal Universal Law Academy