Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 1.4.2006-30.9.2008 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne, davacının 1.4.2006-30.9.2008 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; 01.04.2006 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı sayılan davacının, bilahare, 12.04.2006-23.03.2009 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun anlaşılması üzerine, davalı Kurumca, davaya konu olan 01.04.2006-30.09.2008 tarihleri arası isteğe bağlı SSK sigortalılığın iptal edildiği anlaşılmaktadır.
İş bu dava ile davacı, uyuşmazlığa konu olan 01.04.2006-30.9.2008 tarihleri arasındaki isteğe bağlı SSK sigortalılığın geçerli olduğunun tespitini istemiş; Mahkemece, çakışan sigortalılık durumu dikkate alınmaksızın, Kurum işleminin Medeni Kanun’un 2’inci maddesine aykırılığından hareketle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Sosyal Güvenlik Sistemimizde çifte sigortalılık söz konusu olmadığından, her iki Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi sigortalılığın çakışması halinde, o dönemde yürürlükte olan mevzuata göre hareket edilmeli, 5510 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinin yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihinden önceki çalışmalar için ayrı, sonraki çalışmalar için ayrı uygulama yapılması gerekmektedir.
Yapılacak değerlendirmelerde, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunu 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesindeki, Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin hiç prim ödemesi bulunmayan sigortalıların, bildirime karşın prim borcunu ödememeleri durumunda, tescil tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulacağını, prim borcuna ait sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği yönündeki hüküm dikkate alınmalıdır.(YHGK 28.06.2006 Tarih ve 2006/21-485-483 sayılı kararı)
Şu halde, Mahkemece yapılması gereken iş: davada isteğe bağlı SSK sigortalılığı ile çakışan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılığa esas bağımsız çalışmanın varlığı usulünce araştırılmalı; keza celbedilecek ödeme belgeleri ile, anılan sigortalılığa ilişkin prim borcunun varlığı belirlenmeli; anılan sigortalılık süresinin 1479 sayılı Yasanın Ek 19. madde hükmü kapsamında bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Yapılacak araştırma ve inceleme sonucu, çakışmaya konu olan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılık süresinin, gerçek ve fiili olduğu, ek 19. madde kapsamında da bulunmadığı sonucuna ulaşılır ise, isteğe bağlı sigortalılık ile, zorunlu sigortalılık sürelerinin çakışması söz konusu olacağından, zorunlu sigortalılık süresine üstünlük tanınması gerekeceği ilkesi gözetilerek, yeniden yapılacak değerlendirme ve inceleme sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.