.....
Dava, iş kazası sonucu gerçekleşen sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 19 ve devamı maddeleri olup, anılan Yasanın 19. Maddesinin 1. fıkrasında “Geçici iş göremezlik hali sonunda Kuruma ait veya Kurumun sevk edeceği sağlık tesisleri sağlık kurulları tarafından verilecek raporlarda belirtilen arızalarına göre, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 10 azalmış bulunduğu Kurumca tesbit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.” hükmüne, 26. maddenin 1. fıkrasında da “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22 nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (…)(2) Kurumca işverene ödettirilir.” hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu somut olayda, dava dışı işveren yanında 26.03.2007 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucu, davacının %24,80 oranında sürekli işgöremez hale geldiği kabul edilerek, davacıya gelir bağlandığı, eldeki davada davacının sürekli işgöremezlik oranının daha yüksek olduğunu iddia etmesi nedeni ile....... dalından seçilen bilirkişi heyetinin 11.04.2012 tarihli raporu ile davacının sürekli işgöremezlik oranının %69,89 olarak belirlendiği ve mahkemece bu rapora dayalı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde belirlenen maluliyet oranının davacıya bağlanan gelirde belirleyici olması, bağlanan gelirin peşin sermaye tutarından işverenin sorumlu tutulması ve eldeki davada verilen kararın işverenin hak alanını da ilgilendirmesi ihtimalinden, işvereninde davada taraf olmasında yasal zorunluluk vardır.
Hal böyle olunca, dava dışı işverenin, usulüne uygun şekilde davada taraf olması sağlanarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
./..
-2-
2-Kabule göre de; 506 sayılı Yasanın 109. maddesinde öngörülen prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, sigortalının tedavisine ilişkin belgeler tüm içerikleriyle getirtilip, öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’ndan sürekli iş göremezlik oranı yönünden rapor alınarak, anılan kurul tarafından verilen raporun, davalı Kurum açısından bağlayıcı olmasına karşın, davacının bu rapora da itiraz hakkının bulunduğu gözetilerek, itirazı halinde ...... veya tıp fakültelerinin konuya ilişkin anabilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan rapor alınmak suretiyle, uğradığı iş kazasına bağlı olarak davacının meslekte kazanma güç kaybı oranı belirlenmeli, raporlar arasında çelişkinin bulunması halinde ise Adli Tıp Genel Kurulundan, çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınarak, davacının sürekli iş göremezlik oranı ve bu sürekli işgöremezliğin başlangıç tarihi kesin olarak tespit edilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....